• Benliğinden uzak olmaktır esaret bence...
    - Said Nursi
  • "Esaret, cesaretin bittiği yerde başlar."
  • "Dinde kibir en büyük günahtır,fakat zillet de kötü bir şey...Vakar ise güzel...Çünkü kibirle zillet arası muvazene hali..Daha böyle birbirine zıt neler var ki muvazenesini bulduğu zaman ruha büyük hakikat ufku açılıyor.Mesela,ruhbaniyet bizde haram,bizde yok!Çünkü nefs o kadar korkunç bir köpek ki,kendisini sıktığınız zaman bu işkenceden hazzediyor ve bir nevi esaret şehvetine düşüyor,yine nefs meydana çıkıyor.Hristiyanlardaki ruhbaniyet,nefsi kıra kıra gene nefsaniyeti ortaya çıkarmanın mektebidir.Bizde böyle değil... .
    .
    .
    Bizde nefsin hakkını vererek onu emrine almak var...Abdulkadir Geylani(ks) birgün nefsinin ağzından köpek şeklinde çıktığını görür.Nefs yürür,orada duran yemeğe doğru gider.O zaman Abdulkadir Geylani(ks) şöyle der: "Nihayet ağzımdan çıktın;bir daha seni içime almayacağım."Bu sırada bir hitap duyulur: "Nefsini içine al,biz seni onunla seviyoruz!"
    .
    .
    DAVA NEFSİ ATMAK DEĞİL,NEFSİ ADAM ETMEKTİR.Dinin ne kadar büyük bir hikmet ve hakikat ifade ettiğini nefse giran gelmesinden anlayabilirsiniz.Şeriat ne kadar muazzam,ne kadar aziz ki,nefs onu hiç sevmez.Bu incelikleri sezenler gerçek imana kavuşur ve nefsi anlar.."
  • "Hiçbir düzgün adam esaret dolu bir hayatı seçmez ve boynuna takmak için bir kölelik zinciri dövmez."
  • yüzünü rüzgar kokularına sürmelisin
    anılarla çoğalan yalnızlık akşamlarına
    kuşkulu araba farlarına. sokak fenerlerine
    gizlipolisin vuremirli baskınlarına
    katli vacip ajanların itiraflarına
    ve hatta yoksul işçi evlerinin
    perdesiz güneşli camlarına

    yüzünü hayatın her yerine sürmelisin

    geceleri yüzünün her çizgisinde
    darağaçları kurulup
    sabahları yıkılır yeniden
    umarsız katledilir şiir
    bir içimlik aşklar yüzünden
    leyleği hep yuvasında görüp
    baca temizleyicilerini uçururuz
    her göç mevsimi

    yalnızlığını tanrıyla paylaşan insanların arasında
    nasıl bilebiliriz aşkın yanmamış bir sigara olduğunu
    ve bitmeye başladığını yakıldığı anda
    günler patlıcan ile kırağı hesabında
    yeni kimlikler aramakla geçiyor zaman
    bulvarlarda serçe ötüşü tavında

    saçlarını denize salan
    asırlık salkım söğüdün öyküsünü unut
    kaynağına akan ırmaklar gördüm
    şehirlerin çukurunda telef olan hayatlar
    hiçbir sırrı kalmadı artık yaşadıklarımızın

    bütün maskelerimi çöpe attım
    çıkardım parmaklarımdan kirli kılıfları
    yazdığım şiirleri yaktım
    nergis kokularından ve
    grev yerlerinde vuralan işçilerin
    çocuklarını kanıyorum artık

    seni her gördüğümde ellerinde çiçek demetleri
    avuçlarının içi yosunlu imge yuvası
    ama koparılmış çiçekler mezarlıktır
    toprak cesetlerin içine gömülür
    aşkın ve kavganın yasası yoktur çünkü
    bir de dili

    işte hep böyle kocaman bir çocuk olarak kalacağız
    kitabaralarında çiçek kurutarak
    şiirler de kuruyacak. hayatımız gibi
    ve şiir kurularını yakmak isterken
    yağmur sonrasının hüznünde küllenecek aşkımız

    sahte kimlikle yapılan görüşmeler
    esaret tarihimizde bir çayiçimi tadıdır
    öyle çok ki gardiyanı hayatın
    savcılar. adli tıp raporları
    gazeteler ve bilumun yalan
    boğuyor yeniyetme günlerimizi

    evine yeni eşyalar değil yeni kitaplar al
    takvim yapraklarıyla kapla onları
    zamana karşı direnen tek şey kitaplardır çünkü
    ve ancak bilgi güzelleştirebilir dünyayı

    teslimiyet kokularını sürme yanaklarına
    aşklar içinde taşısa da yanlızlıklarını. korkma
    kendine bile itiraf edemiyorsa insan bazı şeyleri
    gün gün ölüyor demektir

    her üniversitenin duvarına
    dernekçilerin açlık grevlerine
    ve her sinema afişine
    bir şiir yazılır sanıyordum
    pek de güzel yanılıyordum

    insanların artık gözleri açık uyuyup
    elleriyle düşler gördüğü
    şiirin ise yasadışı olduğu
    yeraltı günlerinde yaşıyoruz
    ve cumartesi eylemlerinde
    çoğaltıyoruz kentli çaresizliğimizi

    kuşları yemlemeyi ve bir de
    faşizme karşı direnmeyi öğrenmeliyiz
    tekil kaçışlarla nereye varılabilir ki
    karanlığı yüreğinde taşıyorsa insan
    acısı elbet kerbela çiçeğidir
    bir avuç yürek kanıyla beslenir

    yaşamaktan mı yoruldun itiraf et öyleyse
    yorgunluğu duymak bile yaşama sevinci değil mi
    bırak adımızı anmasın kimse

    aslında bitimsiz bir satranç maçıdır ömrümüz
    her şah çekilişinde telaşlanıp veziri feda ediyoruz
    kendimizle sevişiyoruz sabahlara kadar
    afrodit’in büyüsüne kapıldığımızdan beri
    freud annemiz froom babamız oldu
    unuttuk bir büyük yalnızlık içinde
    kendi yalnızlığımızın anlamını

    Bayram Balcı
  • Ey zihni zindanda Olan kardeşim esaret altındaki zihnini özgürleştirmen için okuman gerekiyor.