Yalnızca başlangıçtaki vesileye bakmakla yetinirseniz bir sevginin gücünü yanlış değerlendirirsiniz, aslında daha öncesindeki gerilime, ruhun bütün büyük sarsıntılarına zemin hazırlayan, yalnızlığın ve düş kırıklıklarının yarattığı o bomboş karanlığa bakmak gerekir. Yaşanmamış duygular burada birikerek aşırı ağırlaşır ve değeceğine inanılan ilk kişiyle karşılaşıldığında alabildiğine boşalır.
İlerliyoruz sessizce. Başını çevirip bakan yok.
Akıp giden kalabalık biz yürürken ikiye ayrılıyor, bizden başka her yere bakıyor.
Yürüyenlerin, yaşayanların dünyasında, serin bir rüzgarın esintisi gibi suskun hareketlerimiz.
Yanlarından geçtiğimizde ürperiyor, başlarını çevirip birbirlerine fısıldıyorlar.
"Tüylerim ürperdi niyeyse," dediğini duyuyorum bir adamın.
"Hani Azrail geçti derler ya."
Merdivenlerden aşağı keman sesi yankılanıyor, zayıf ve yersiz geliyor kulağıma müzik. Kötü çalınmasına rağmen, ezgiyi tanıyorum.
Bette'nin bütün hikayeleri mutlu sonla bitiyor. Çünkü nerede durması gerektiğini biliyor.
Hikayelerdeki asıl sorunun ne olduğunun farkında... Hikayeleri çok uzatırsanız, ölümle sona ererler hep.