"Sanki, dünyayı bacaklarının arasından çıkarmış bir kadın gibiydim. Her yerini ve her şeyini biliyordum, doğurduğu bebeğini tanıyan bir anne kadar... Her şeyi bildiğim için vasiyetimde tek bir cümle olacaktı:
"Beni yüzüstü gömün. Çünkü yeterince gördüm!"
"Hayat bu işte! Sırf kendi evinde ölebilmek için, emekli olana kadar yıllarca çalışanların hissettiklerini anlıyordum. Sahibi olduğu bir evde ölmek tek amacıydı, para için çalışan insanın."
"Afrika'yı anlamak için dört rengi bilmek yeter. Sarı! Sıcağın rengidir. Yeşil! Her yeri kuşatmış olan ormanın rengi. Siyah! Karşında oturan benim derimin rengi. Ve kırmızı! Üzerinde oturduğumuz toprağın sahibi olabilmek uğruna dökülmüş kanın rengi..."
"Genç kızların, dünyanın neresinde olursa olsunlar, ne iş yaparsa yapsınlar, şarkıcılara ilgi duymaları, üzerine araştırmalar yapılması gereken sosyolojik bir vakadır."
"Her duvarı tuğla tuğla, inşa edenine yedirmeye kararlı insanlar tanıdım ben. Midesi bulandığı için seyretmekten, televizyonuna ateş edenleri gördüm. Çünkü anlamışlardı. En büyük duvarın, televizyon ekranı olduğunu. Ne geçebilirsin öbür tarafa, ne de duyurabilirsin sesini. Dünyanın en yüksek ve sağlam duvarı, televizyon ekranı!"