Şımartılan bir çocuk okula başladığında artık avantajlı bir durumda değildir. O andan itibaren hayatta bocaladıklarını ve hiçbir şeyi tamamlamadıklarını görürüz.
Ancak bizim toplumumuz şımartılan çocuklara destekleyici bir tutumla yaklaşmaz. Böyle bir çocuğun konumu daima tehlikelidir çünkü çocuk içinde aşağılık hissi barındırır.
Kendileri için avantajlı durumda oldukları sürece şımartılan çocuklarda aşağılık duygusuna rastlamayız fakat olumsuz bir durum meydana çıktığı an söz konusu çocukların yıkıldığını, depresif hale geldiklerini ya da bir üstünlük kompleksi geliştirdiklerini görürüz.
Elbette kavgalar yalnızca ortamda daha zayıf rakiplerin bulunmasıyla ortaya çıkmaktadır. Kavgacı bir çocuk aslında cesur değildir; sadece kendinden zayıf kişilerle kavga eder. Çevresindeki kişiler güçlü ise çocuk kavgacı olmak yerine ya huysuzlanır ya da durgun davranır.
Çocuk ya da yetişkin fark etmeksizin, bireylerin kendilerini güçsüz hissettiklerinde sosyal ilgilerinin kaybolmasına rağmen üstün hissetme çabalarının devam etmesinin insan doğasının bir özelliği olabileceğini görürüz.