"Bir sanatta uzman olanın bütün sanatlarda uzman olması gerekmez. Mesela fıkıh ve kelâmda uzmanlaşmış birinin tıpta da uzmanlaşması icat etmediği gibi, aklı ilimleri bilmeyenin grameri de bilmemesi gerekmez. Aksine her ne kadar başka alanlarda cahil ve almak olsalar da her sanatın, kabiliyette başkalarını geride bırakarak belli bir dereceye ulaşan bir ehli vardır. Şu halde eskilerin matematik hakkındaki görüşleri kanıta, metafiziğe dair görüşleri ise tahmine dayanmaktadır. Bu durumu ancak tecrübe eden ve derinlemesine inceleyen kimseler bilebilir" denilse ve bu bakış açısı taklit sebebiyle dinden çıkmış o kimseye kabul ettirilmeye çalışılırsa bunu kabule yanaşmaz. Aksine hevâsının galebesi, bâtıl şehveti, tembellik arzusu ve akıllı görünme hevesi onu, filozofların bütün bilgilerinde onlara karşı hüsnüzan besleme hususunda ısrara sevk eder..