Insanların ve meleklerin diliyle konuşsam... peygamberlikte bulunabilsem... dağları yerinden oynatacak kadar büyük imanım olsa... ama sevgim olmasa, bir hiçim.
Petrus, yine Aziz Paulus'un sözlerini aktarıyordu.
"Sen kim oluyorsun da böyle konuşuyorsun?"
"Bu ülkenin tarihini biliyorum. Halkın, özgürlüğü uğrunda verdiği savaşı biliyorum. Franco güçlerinin İspanya İç Savaşı sırasında işlediği suçlar hakkında çok şey okudum."
"Evet, o savaşa ben de katıldım. Yakınlarımın kanı döküldüğünde oradaydım. Senin okudukların umrumda değil; beni sadece kendi ailemin başına gelenler ilgilendirir.
"Hazinen her neredeyse, yüreğin orada olacaktir
Kitabı Mukaddes'ten bir sözdü bu. Ama ses devam ediyordu: "Ve yüreğin neredeyse, İsa'nın İkinci Gelişinin beşigi orası olacak; tıpkı bu kabuklar gibi, hacı yalnızca bir dış tabakadır. Hayatın bir katmanı olan bu tabaka kırıldığında hayat belirir ve hayat Agape'den ibarettir.
Petrus, "Saçma," dedi. "Tanrı intikam değildir, Tanrı sevgidir. Tanrı'nın tek cezalandırma biçimi, sevgiyi yarım bırakan kişiyi onu sürdürmeye zorlamaktır."
Petrus, "Hayallerimizi öldürdüğümüzün ilk belirtisi vakitsizliktir," diye sürdürdü sözlerini. "Hayatımda tanıdı ğım en işi başından aşkın insanlar, her zaman her şeyi yap maya vakit bulmuşlardır. Hiçbir şey yapmayanlar ise her za man yorgundurlar ve yapmaları istenen azıcık işle bile hiç ilgilenmezler. Durmadan günün çok kısa olduğundan yakı nırlar. Aslında, yürekten savaş vermekten korkarlar.