eslem

eslem
@eslemon
kendi burnumuzu göremememizin sebebi burnumuzn Ay'a gitmiş olmasından kaynaklanıyor
Dudakları onunkileri buldu. Artık konuşmayacaklardı. "Değil, yalnız etimiz konuşacak. Dudaklar sesleri kesip biçerler. İnsanın et olmayan tek yeri beyni değil mi? Et beyinli! Bir insan için söylenebilecek en ağır horlama sözü Et beyinli! Ya bu birbirinde ezilen dudakları, bu acıta acita sıkan elleri yöneten ne? Omurilik mi? Ondan mi murdarilik demişler? Iki apayrı et nasıl oluyor da birbirinin dilini böyle kesin, kolayca anlayıveriyor? Ya bu oburluk, bu doymazlık! Korkunç şey demişti. En korkuncu bu değil mi?
Reklam
Nasıl bakıyorlardı birbirlerine! Haliç'te yanan ışıkları bile görmediler. Elindeki küçülmüş sigarayı attı. - Hep gözlerini merak ederdim, dedi. -Şimdi biliyor musun? -Biliyorum. Koyu mavi. - Bir daha bak. Saçlarını geriye silkip yüzünü ona yaklaştırdı. Ellerine kuru çam yaprakları batıyordu. İlkokulun bahçesine dökülmüş çam yapraklarını toplardı. Böyle, acıtmadan batardı. Saçlarına dokunmak istiyordu. Tanıyamıyordu elini; sanki özgürdü, başına buyruktu.
"-Yoksuldan çalıp Tanrıya verdi!' - Tanrıya değil, bilirsin. Hem ben çalmadım. -Ama verdiğin çalınmış paraydı. -Ne yapsın insan, kaldırıp denize mi atsın kendini? Bu dünyada onun başka türlüsü yok! -Var. Alın terinin kazandığı... -Sus, onları da bilirim. Çalamadıkları, kolayını bilmedikleri için terlerler.
Bazen elimde bir kitap bir sıraya otururum. Ama rahat bırakmazlar. Ne çok delikanlı vardır burda bilseniz. Laf atarlar. O zaman insana dünyada en kötü şey kadın yaratılmakmış gibi gelir.
Burnuna bakıyordu. İnsan burnunun da güzel olabileceğini hiç düşünmemişti. -En gücünü atlattık, dedi. - Anlamadım. -En gücünü, ilk konuşmayı...
Reklam