E.K.Z

Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı ölmedim genç olarak ,ölmedim beni leylak büklümlerinin içten ve dışardan sarmaladığı günlerde bir zamandı heves ettim gölgemi enginde yatan o berrak sayfada gezindirsem diye ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti demedim dilimin ucuna gelen her ne ise vay ki gençtim ölümle paslanmış buldum sesimi. Hata yapmak fırsatını Adem’e veren sendin bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana gençtim ve ben neden hata payı yok diyordum hayatımda gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi. Çeşme var, kurnası murdar yazgım kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi. .
Reklam
BAAL
Eski Ortadoğu bölgesinin ve Kartacalıların baş tanrısıdır. Antik İsrail'de Molek adını alır ve uğruna insan (özellikle küçük çocuklar) kurban edilir. Fırtına ve yağmur tanrısı olan Baal verimlilik tanrısı olarak da görülür ve yaygın bir çevrede tapınılan bir tanrıdır. Diğer adı Tammuz olan Baal, Marduk'un güneş olma özelliğini de taşır. Marduk adının Babil'in kurucusu olarak gösterilen Nimrod'dan geldiği düşünülür. Marduk ve Nimrod sözcüklerinin içeriğinde "isyan etme" anlamları bulunur. (ç.n.) (Rahel Tanrıyla Hesaplaşıyor sf.2)
Din
Fikrimce.
Kıssaların Dili Kitabın son paragrafında yazarın çok güzel bir cümlesi var; ...Allah'ı kimi zaman tarihî hakikati bulunmayan öyküler anlatan bir kıssacı olarak nitelendirmenin imanı haleldar edeceği endişesi.. diye devam edip gidiyor.. Özetle; Allah'a "masal anlatmayı" yakıştıramadığımızdan bahsediyor.. "Neeee?? Mustafa Öztürk mü okuyorsun??? Adam ne demiş ohaaaa!!!" tepkilerine kulak tıkayıp kendi aklımızı kendimiz kullanmayı seçersek akla gelen soru "bu adam NEDEN böyle demiş?" olur heralde.. Kitabı okurken aklıma sürekli olarak öğrencilerim geldi. "Hocam, kestiğimiz kurbanla sırat köprüsünden hızlıca geçecekmişiz, kıldan ince kılıçtan keskin o köprüden kurbanımız nasıl geçecek ki?", "Hocaamm, ezan okunurken köpeklerin tüylerinin arasına cin giriyormuş, ondan uluyorlarmış!!", "Hocam ya siz kadınlar kaburga kemiğinden yaratılmışsınız, çokta şaapmayın yani..", "Hocaaam, Adem'in yediği meyve neydi?, "Hocam Hz. Yusuf'u görünce kadınlar elini kesmiş ya, portakal mıydı elma mıydı o meyve??"... Ve buraya yazmaya üşeneceğim kadar çok soru.. Yaşları itibarıyla somut düşünüyorlar, bende onlara uygun cevaplar vermeye çalışıyorum elbet. Ama bu yaşları geçen pek çok insan da bu soruları sormuyor mu zaten.. koskoca Yusuf kıssasında Yusuf'un iffeti, Yusuf'un sabrı, Allah'ın vaadi, Allah'ın emekleri boşa çıkarmaması gibi pek çok ders varken "Züleyha yaşlanmışta Yusuf onu gençleştirmiş..." gibi şeylere odaklanmıyor muyuz biz büyükler ? Allah'ın adaletinden, Allah'ın kimsenin hakkını kimsede bırakmayacağından, Allah'ın yapılan herşeye bir karşılık vereceğinden bahseden "öteki dünya" ayetlerinden çıkardığımız sonuç "Allah cennette erkeklere karı verecekmiş, kadınlara niye koca vermiyor?" düşüncesi değil mi ? Yaratılışa dair, var olmaya dair, varlığın amacına dair anlatılmış Adem kıssasından
https://www.matematiksel.org/felsefeden-uzak-durmak-icin-6-gecerli-sebep/
Aslında kendilerine öfkelerinin acısını taşırlar hayat boyu. Örf-adetlerle savunma mekanizması edinip bir nebze olsun rahatlatır, dindirirler depresyon dönemlerini ve acılarını..Sonra bir bakılır ki, kadın özgürlüğünün düşmanı olmuş köleleşmeyi kabul eden kadınlar..