Dolayısıyla bir sorunu çözebilmeniz için evvela o sorunu kabul etmeniz gerekir. Gözünüzü kapattığınız sorunu çözemezsiniz. İnkar ettiğiniz ve küçümsediğiniz şeyin altında
ezilisiniz. Bastirdiginiz seyin sorumlulugunu üstlenemezsiniz. Fakat bir duyguyu hissetmeye gönüllü olabilmeniz ve ona rıza gösterebilmeniz için evvela o duygunun geldiği an'ı fark etmeniz gerekir. Duyguyu fark edebildiğinizde ve onu hissetmeye gönüllü olduğunuzda ruminasyona yönelmek yerine değerlerinize hizmet eden çözüm odaklı başka bir davranışa yönelebilirsiniz.
Elinize bir roman versem ve size bu romanın ana karakteri hakkında bazı sorular sorsam. Mesela ana karakterin adını, sorunlarla nasıl başa çıktığını, güçlü ve zayıf yanlarını, korkularını, kaçınmalarını, iletişim tarzını ve yaşam üslubunu... Ve son soru olarak da şunu sorsam: "Sizce bu karakterin kendisinin en iyi versiyonu olabilmesi için neye ihtiyacı var?" Bu sorulara cevap vermeden önce bir de koşul eklesem: "Bu sorulara kitabın son çeyreğini okuyarak cevap vermek zorundasınız." Bu plan kulağınıza nasıl gelirdi?
Bugüne odaklanmak sizi davranması güç gündemlerle baş başa bırakıyorsa geçmişin kör kuyusunda vakit geçirmek çok daha kazançlı olacaktır. Geçmişin keşkeleri içinde bugünün sorumluluklarının önemi bulanıklaşır ve gözden kaybolur.