Ya bu sevdadan vazgeçip ömür boyu acısını yüreğine gömüp bir meczup gibi dolanacaktı bundan böyle ya da yüreğinde derin bir yara iziyle yaşamak zorunda kalsa bile mesut bir hayat sürecekti.
Aslında bu kadar masum bir duygunun, kuluçka süresini doldurduktan sonra nasıl bir hastalığa dönebileceğini, ağır bedeller ödeteceğini kimse tahmin edemiyordu.
Hayalle, hakikat arasındaki incecik çizginin varlığını bize sadece ölüm hatırlatır! Size, hangi gün, hangi saatte öleceğinizi söyleyen birileri olsaydı, hayalleriniz de değişirdi, hayatınız da. İyi düşünün; o zaman da şimdiki gibi mi yaşardınız, yoksa bambaşka bir hayatı mı seçerdiniz?