Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de buydu; yaşamak.
Sarılıp öptüğü kızın ona yâr olmadığı belliydi. Vücudunda heyecandan eser yoktu, kollarını gence sarmadı ve dudakları her zamanki gibi yapışmadı onunkilere.