Herkesin bir favori Harry Potter karakteri var, sizinki hangisi?
Birlikte konuşalım, birlikte tartışalım! Yorumuyla eşlik eden bir takipçime de Harry Potter ve Felsefe Taşı kitabı hediye edeyim. Daha çok okunsun, tüm kitaplıklarda yer bulsun!
Ne Harry Potter bir çocuk kitabı ne sizler birer çocuksunuz: Yalnızca güçsüz, zayıf, dünyayı değiştirmek isteyen ama buna gücü yetmeyen, hayatının iplerini elinde tutmaya çalışan ama başaramayan insanlarsınız! Hayır, alınmayın sakın söylediklerime! Hepimiz böyleyiz! Bundan gözlüklü, zayıf, çelimsiz bir çocuğu bu kadar çok sevmemiz. Bundan hayata bu kadar yenik başlayan bir karakterin ardı ardına kazandığı başarılara mutlu olmamız. Tüm zayıflığımızla, çelimsizliğimizle ve kimsesizliğimizle onda kendimizi buluyoruz çünkü! Yapamadığımızı yapıyor, değiştiremediğimizi değiştiriyor ve kimsesizliğimizi güçlü dostluklarla kapatıyor. Yaşayamadığımız hayatı yaşattığı için Harry Potter. Hepimiz birer Harry Potter’ız olanca yenikliğimizle!
“Johanne Kathleen Rowling” nasıl bilirsiniz?
İlk ismini hiç duymuş muydunuz?
Duyamazsınız çünkü tüm dünyaya J. K. Rowling olarak lanse edildi! Kendisi kadındı ve kadın yazarlar okunmuyordu, bu nedenle kendisine isminin kısaltması kullandırıldı, kadın olduğu gizlendi. Trajikomik değil mi? Ve o “silik” kadın Harry Potter’ın ta kendisi! “Sıradan bir ailenin gözlüklü, çilli, her türlü sporif aktiviteden uzak çocuğu” En büyük kaybı annesi… Ailesini kaybeden bir çocuk anlatabilirdi ancak aile özlemi çeken bir çocuğu. “İnsanlar fotoğraflardan çekip gitmezler.” Bu nedenle belki de birçok yerde hareket eden fotoğraflar var.
Zor bir hayat yaşıyor Johanne Kathleen. Eşi kendisini terk eder ve çocuğuyla birlikte “bakım parasıyla” yaşamını devam ettirmektedir. Yardım istediğinde yetkililerden “doğururken düşünseydin,”
İnsan gençken sevebileceği birçok insanın karşısına çıkabileceğine inanıyor galiba fakat daha sonra bunun yalnızca birkaç kez olabileceğini idrak ediyorsun.
Öncelikle hepimizin Dünya Kitapseverler Günü kutlu olsun kıymetli dostlar!
Havalar oldukça sıcak bu günlerde. Okumak hayli zor. Üstüne bir de zor kitaba başladıysanız - Böyle Söyledi Zerdüşt'ü okuyorum - sıkıntı kat kat artıyor. Tam da bu zamanlarda yapılacak en güzel şey araya bir şiir kitabı koymak. Öyle iyi geliyor ki...
Orhan Veli Kanık
Bir Garip Orhan Veli...
Garip Akımının temsilcisi Orhan Veli...
Şiiri sevmeyenlere dahi şiiri sevdiren Orhan Veli'nin seçme şiirlerinden oluşuyor eser. Oldukça güzel seçimler yapılmış. Sıcak havalarda yüzüme karşı serin bir esinti oldu dersem yanlış bir benzetme yapmış olmam sanırım.
"Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti." (s. 70)
Bizi de bu sıcak havalar mahvetti... Bu virüslü havalar... Nesil olarak depresif bir ruh haline büründük. Şiirin manevi bir ilaç olduğuna inananlardanım. Anlık da olsa ilaç gibi geldi diyebilirim.
Bir çırpıda bitebilecek bir eser. İçindeki çoğu şiiri daha önce başka eserlerinde okumuştum zaten. Yeniden, yeniden okumak hoşuma gitti. Okurken ezberimden tekrarladım çoğu mısrayı. İçim esenlikle doldu. Anlatabildiğim ve beni anlayan dizeler buldum karşıma. Bizden biri olduğunu bize hissettiren bir şair. Daha uzun yaşamasını dilerdim. Ama iyiler çabuk gidiyor be azizim!
"Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce." (s. 71)
Yarası yarasına denk olanı anlıyor, yarası yarasına denk geleni seviyor insan. Bu yüzdendir belki de böylesi şiirleri sevişimiz.
Şimdi şairin "anlatamıyorum," dediği yerdeyim. Anlatamıyorum, ne kendimi, ne duygularımı, ne söylemek istediğim herhangi bir şeyi. Sanırım anlamanın ve anlatmanın en zor olduğu devirde dünyaya gelmişiz. İstediği gibi ablama uzmanlarının baş gösterdiği bir devire... İstedikleri gibi