İnsanlar kendilerini sevmek ister. Değerli olduklarını hissetmek isterler. Bunu hissedebilmek için 'Birilerine faydam dokunuyor' diyebilecekleri bir katkıda bulunma hissi isterler. O katkıda bulunma hissini elde etmenin kolay bir yolu olarak da başkalarından onay görme peşine düşerler.
Başkalarının yargılarıyla ilgilendiğin takdirde, sevilmemekten korktuğun takdirde, kabul görmeme ihtimalinin bedelini ödemediğin takdirde, kendi seçtiğin yaşam yoluna bağlı kalamazsın. Yani özgür olamazsın.
Başkalarının görevlerine karışmak ve bunları üstlenmek insanın kendi hayatını ağırlaştırır ve zorlaştırır. Kaygılı ve sıkıntılı bir hayat yaşıyorsan öncelikle 'Buradan itibaren bu benim görevim değil' sınırını öğrenmen gerekir. Yükleri hafifletmenin ve hayatı basitleştirmenin ilk adımı budur.
Mesele şu ki ileriye doğru tek bir adım atmak bile korkutucudur. Bu yüzden elini taşın altına koymak ve gerçekçi bir çaba göstermek istemiyorsun. Şu anda keyif aldığın şeyleri feda edecek kadar değişmek istemiyorsun; örneğin oyun oynayarak ve hobilerinle ilgilenerek geçirdiğin zamanı feda edemiyorsun. Başka bir deyişle yaşam tarzını değiştirme cesaretine sahip değilsin. Birtakım şikâyetlerin veya kısıtlamaların olsa da, her şeyin olduğu gibi kalması sana daha kolay geliyor.