Kral, bir başkasını zorlayarak ya da korkutarak kendi inancına çekmeyi çok yersiz, saçma ve zorbaca bir davranış sayıyordu. Eğer dinlerin bir teki doğru, ötekileri boş inançlara dayanıyorsa, gerçek er geç meydana çıkacaktı, elverir ki, insanlar akıllıca davransınlar ve birbirini kırmasınlar.
Utopialılar güler yüzlü olmayı, şakalaşmayı severler. Somurtkan ve aksi bir adamın yanına soytarı vermezler; çünkü böyle bir adam soytarının söylediklerine de, yaptıklarına da gülmez; onun kalbini kırar. Zaten soytarıların insanı eğlendirmekten başka marifetleri olmadığına göre, nasıl olsa gülmeyenlere hiçbir bakımdan faydaları dokunamaz.
Utopialılar; aklı başında insanların yıldızlar ve güneş dururken, bir incinin ya da bir elmasın cılız pırıltısına düşkünlüklerine şaşarlar. Kendiliğinden hiç de yararlı olmayan altına neden bu kadar değer verildiğini; insanın dilediği gibi kullandığı bir nesnenin, nasıl insandan daha üstün sayılabileceğini anlamıyorlardı.