Sonra, insan tabiatının ömür boyu öğrencisi olan Cady, Özel Ajan Beth Schommer’ın gözlerini okudu. Gözleri diyordu ki: Ölü insanlar masal anlatamazlar. İz bırakmadan 4 el ateş edecekti. Tıbbi bir terslik gerçekleşmesin diye iki el de kafasının arkasına sukacak, Cady’i ortadan kaldıracak, silahı helikopterin içine ya da çatının arka taraflarına fırlatacaktı. Sonra da Ajan Preston’a anlatacağı saçma bir hikaye uydurarak, birinci kattaki güvenlik masasına koşacaktı. Jund ve Liz şüphelenmeye başladıklarındaysa, onu bulup barut artığı testi yaptırmak için çok geç olacaktı. O zamana kadar avukatları onu saklarlardı.
Westlow çok yaklaşmıştı, yavaş yavaş kadına sokuluyordu.
…
Westlow’un tekmesi hedefe ulaşırken, kadının elindeki uyduruk silah çok yakın menzilden ateş aldı ve her ikisi de bovling labutu gibi arkalarına devrildiler.
…
” O burada Jake…” dedi Cady. “Mary burada.”
Westlow’un kafası yavaşça yere doğru kaydı.
“Mary…” diye fısıldadı.
Ve öldü.
“Uzun adam benim kullandığım boks taktiklerine ve tekmelere alışık. “ diye durumu değerlendirdi kafasında Westlow.
“Bu beyhude taktiklerle ileri atılmak intihar sayılır.”
Westlow, ölmeyi kendine yedirebilirdi ama kendine yediremeyeceği şey, bu fena ağrı yüzünden mücadeleyi kaybetmek olurdu. Durumu tersine çevirme, taktik değiştirme zamanı gelmişti.
Cady kendisini izleyenlere aldırmadan, mozaiğe doğru yürüyor, cinayete kurban gitmiş Beatles üyesinin anıtının etrafina bırakılan çiçeklerin arasında hızla adım atıyordu. Tam ortaya bırakılmış olan taze gül demetini yeni doğmuş çocuk gibi aldı ve sonra dışındaki açık mavi renkteki paketi çıkarmaya başladı. İlk gördüğü şey, Times Meydanı olduğunu düşündüğü kalabalık bir caddede, daha önce hiç görmediği iki adamın konuşurlarken çekilmiş, yediye beş boyutlarında üç adet resimleriydi. Bir tanesinin ardında okunması için bırakılmış bir not vardı. "Bunları son derece güvenli bir yerde saklamanı tavsiye ederim. Onu sona doğru çağırmaya geldiğimde, Marco bana senin köstebeklerinin bu adamları tanıyor olabileceklerini söylemişti. Uyarmam gerekirse, onlar hamam böcekleri gibi buzdolabının altına saklanırlar."
Buketin geri kalan kısmını da soyarken, güllerin saplarının yanında aşağıda başka bir şeylerin daha olduğunu fark etti. Cady'e, sadece Cady'e bırakılmış bir şeydi bu. Üzerine kağıt yapıştırılmış bir cep telefonuydu. "Eğer etrafındakilerden sıyrılmaya karar verirsen, sana bu telefon numarasından ulaşacağım." Cady bir an düşündü, sonra telefonu ceketinin cebine attı ve arkasını dönüp mozaikten aşağı indi.