Ama maalesef artık iyi kitabın en önemli kriteri "okuru yormamak" Kimse rahmetin zahmetine katlanmak istemiyor. Kimse dilin ve düşüncenin incelikleriyle örülmüş metinlerle kendini huzursuz etmek istemiyor. Buna okurlar da yazarlar da dâhil. Sonuç ise piyasanın, gücün ve popülaritenin arkasında yükselen vasat cümle yığınlarıyla göz göze gelmeye devam etmek...
Esra Kılıç Türedi
@esraklc_
·
İyi bir kitap, vasat olan yenisini fikriyle, üslubuyla yıkıp geçiyor. Gerçekten iyi bir metin tahrik etmeli zihni, tesir etmeli ruha. Yapamıyorsa neden yazılsın ki?
"Bazen duvarların kavlayan boyalarına benzer beyazlıklar dökülüyordu üstümden, ardımda beyaz tozlar bırakıyordum, insanlar beni değil de yerdeki tozları görüyor, geçtiğim yerleri kirlettiğim için bana kızıyorlardı. “Sen niye kavlıyorsun, niye durmadan eksilip dökülüyorsun oğlum, derdin ne senin, içine akıttığın bu yaş ne, bu nem ne, bu nemin çürüttüğü bu kalp ne?” diyen yoktu..."
Kırık Kalemler Dükkânı (Koleksiyoncu)
Esra Kılıç Türedi
"Annemin ellerinden dışarı taşan mavi
damarları, yanaklarındaki yorgun ayva tüylerini, eteğindeki telaşı, öne eğmekten yorulmuş başını zihnime çizerdim nakış nakış. Sıra göz bebeklerinde yuvalanan o cam kırığı hüzne gelince, “Bütün anneler böyle mi akar kalemin ucundan?” derdim. “Mahzun, yorgun ve tarumar? Hepsinin gözlerinden yanaklarına doğru genişleyen derin çizgileri var mıdır? O çizgilerden akan boz bulanık nehirler o kadınların gençliğini önüne katıp sürüklemek zorunda mıdır?"
Kırık Kalemler Dükkânı
Esra Kılıç Türedi
"Düşünüp durmak kimseyi ilerletmiyordu. Yerinde sayarken düşmeyeyim diye tutunulan bir teselliydi düşünmek. Ne yapmalıydı o zaman? Israr da gereksizdi. Fakat ısrar en az bir kez de olsa denenmeyi hak etmez miydi? Fakat ısrar, olanı da olmayanı da daha çok örseleyip, menfi duyguların derecesini sinsice yükseltip, ânı daha karmaşık, daha çetrefilli bir hale getirmez miydi?"
Biraz Kül Biraz Duman
Esra Kılıç Türedi
"Acımak acıyanı bir an göklere yükseltip onu sarhoşça uçuran, karşıdakini de ömür boyu yerin bin kat derinine batırıp zelilce utandıran mide bulandırıcı bir his. Acıyanı acıtana da dönüştürüveriyor bu, takdiri ilahi bir süre sonra acıyan acınan da oluveriyor. Şu birkaç günlük dünyada acıtan olmak da çok acıtıcı değil mi? Acıtan olmayı aklımın ucundan bile geçirmedim. Tercih de etmedim. Hep kalbi acıyan ya da kendine acıyan tarafta oldum. Tercih dedim çünkü herkes her şeyi bilerek yapıyor. Bildiğine yürümek için düşünmek gerekiyor, seçmek gerekiyor, seçmek; içinde biraz zorunluluk barındırıyor da tercih bile isteye gidip kendine ruhsatsız silah almak gibi oluyor. Neden silah tutuyorsunuz elinizde, çiçek tutsanıza elinizde ama koparmadan, toprağından ayırmadan, yapraklarındaki hüznü yargılamadan, dallarını gücendirmeden, tohumlarındaki büyüme iştahını söndürmeden… Tutun. Tutun ama acımayın kimseye..."
Salonlar ve Uçurumlar
Esra Kılıç Türedi