"Acımak acıyanı bir an göklere yükseltip onu sarhoşça uçuran, karşıdakini de ömür boyu yerin bin kat derinine batırıp zelilce utandıran mide bulandırıcı bir his. Acıyanı acıtana da dönüştürüveriyor bu, takdiri ilahi bir süre sonra acıyan acınan da oluveriyor. Şu birkaç günlük dünyada acıtan olmak da çok acıtıcı değil mi? Acıtan olmayı aklımın ucundan bile geçirmedim. Tercih de etmedim. Hep kalbi acıyan ya da kendine acıyan tarafta oldum. Tercih dedim çünkü herkes her şeyi bilerek yapıyor. Bildiğine yürümek için düşünmek gerekiyor, seçmek gerekiyor, seçmek; içinde biraz zorunluluk barındırıyor da tercih bile isteye gidip kendine ruhsatsız silah almak gibi oluyor. Neden silah tutuyorsunuz elinizde, çiçek tutsanıza elinizde ama koparmadan, toprağından ayırmadan, yapraklarındaki hüznü yargılamadan, dallarını gücendirmeden, tohumlarındaki büyüme iştahını söndürmeden… Tutun. Tutun ama acımayın kimseye..."
Salonlar ve Uçurumlar
Esra Kılıç Türedi