Hayatta kalmak, ayakta durmak ve ilerlemek her günü sırtında taşımaya devam ederek mümkün olmuyor. Bırakmak sağaltıcı bir tutum. Neyi, niçin bıraktığını bilmekse derin bir içgörü.
İnsanlardan ve olaylardan özgürleşince bak nasıl açıldı içimizin bütün menfezleri. Sözlerin daha derin artık. Korku, endişe ve sıkıntı değil, sükûnet taşıyor kelimelerinden. Susmayı öğrendin hepsinden önemlisi. “Sen bilirsin” demeyi. Yükler indi sırtından. Kuşlar gibisin artık.
Öncelikle hepimizin kendine göre hayalleri vardı ya hani hep birilerinin iyiliğine bağladığımız hayallerimiz, işte onları insanlara bağlamaktan vazgeçmişiz. Kuş gibi oluvermişiz. Kimseye bağımlı ya da borçlu değil, sabah çıkıp o günün rızkını bulmaya o gün mutlu olan kuşlar gibi olmuşuz. Özgürlük bize verilecek bir şey değilmiş meğer bizim hissedebileceğimiz bir şeymiş, kaynağı içimizdeymiş.