esra

esra
@esrasumsen
Hep lira, lira,lira.Hep lira söylemek,lira duymak için mi dünyaya geldik?Dağlar,mavi gökler,koca koca çamlar,incir bahçeleri silinip süpürülüp süprüntü diye bir tarafa atılıyor; kâinat lira sözleriyle boğuluyor.İnsan gönlü itile itile pis ve murdar banknot kümelerinin içine gömülüyor.
Sayfa 101·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Fakat Bodrum'un adı fenaydı.Eskiden beri Bodrum kalesinden bir zindanmış gibi söz edilirdi.Zaten Bodrum kalesi şehri saran bir duvar değil bir kaleydi,belki de sipsivri bir kuleden ibaretti.Bodrum sözü insana zaten bir yapının karanlık alt katı anlamını veriyordu.Belki de kalenin zindanıydı.Sultan Hamit zamanında tehlikeli siyasal mahkûmlar oraya kapatılırmış.Çünkü onun zamanında siyasal mahkumları gülistan gibi yerlere değil,çürüsünler diye zindanımsı izbe yerlere gönderirlerdi.Gerçi tarih babası Heredot'un oralı olduğunu biliyordum.Ama Bodrum kalesi denilen yerin çoktan yerlerinde yeller esen Halikarnas şehrinin duvarlarıyla bir ilgisi olmasa gerekti.
Sayfa 83·Kitabı okudu
A canım biliyorum,hakkım var denecek.Ben de haklı olarak hakkımdan,adaletten söz edebilirim.Yani masum olduğum için kalebentliğin bir haksızlık olduğundan yakınabilirim.Ama böyle bir şey aklımdan hiç geçmedi.Mahkemenin hükmü sözgelimi İstanbul'daki yabancı polisinden başıma yediğim sopaya kıyas bir lütuftu.Zaten kelepçelerle götürülüp getirilirken,yolda rasladığım kimi yurttaşlarımın,hatta İstiklal Mahkemesi'nin o jandarma dairesindeki subayların bakışlarında gördüğüm insancıl sempati bana yeterdi.Bazıları böyle nazik zamanlarda yanlışlıklar ve haksızlıkların mazur görülmesi ve bunların yurt için çekiverilmesi gerektiğini söylemişlerdi.Bu sözleri beni teselli gibi insanca bir duyguyla söylediklerini hiç anlamaz olur muydum?
Sayfa 78·Kitabı okudu
Fakat şimdi yorgundum.Ne yaparlarsa yapsınlar diyordum.Evet,haksızlıktı.Ama o zamana kadar sanki haksızlık çekmemiş miydim?O yaşa gelinceye kadar içine doğduğum dünyanın bir cennet olmadığını öğrenmiştim.Oysa sekiz mi on mu yaşındayken,etrafıma hayran hayran bakardım da,dünyayı tadına doyulmaz bir cennet,geleceği de bir nur sayardım.Cenneti de,nuru da işte buydu.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Çok tuhaftır,fakat insanın üzülme yeteneğinin bir sınırı vardır.Belki de büyük kederler,bir taraftan insanı acıtırken,bir taraftan da duygularını uyuşturuyordu,ateş bile insanı bir sınıra dek yakar,o sınırı aşan ateş-şu beyaz ateş dedikleri- artık insanı yakmaz.İnsanın üzülme yeteneğinin sınırı aşıldı mıydı,ne eklenirse eklensin artık koymuyordu,vız geliyordu.
Sayfa 75·Kitabı okudu