Esra

Psikoterapi, pek çok durumda terapistin iyi ebeveyn işlevi gördüğü, yaşanmamış çocukluğu telafi etme, temize çekme sürecidir. Bu durum post-travmatik kişilik örüntüsü geliştirmiş olan narsistik ve borderline yapıdaki danışanlar için de fazlasıyla geçerlidir. Danışanla terapist arasında kurulan güven ilişkisi, danışanın çocukluğunda bakım verenlerinden alamadığı duygusal, düşünsel eşlik ve eğitimi alabileceği, beslenbileceği, içinde büyüyüp serpilebileceği sosyal kuvöz işlevi görür. Böylece danışan yavaş yavaş gelişir, dikkat, öz farkındalık ve içgörü kazanır, özde ve reflekslerde olmasa bile düşünsel, davranışsal, tutumsal değişim gerçekleşebilir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Narsisizm, kendini ve olanı unutmaya mecbur bırakılmış olmaktır.
Narsisizm, ayrışma-bireyleşme sorunudur. Ruhsal doğumu gerçekleşmemiş olmaktır. Hem olamama hem de olduramama halidir. Çünkü narsist birey, “ben” olamadığı gibi “seni” de algılayamaz. Benlik sınırları olmadığı için ötekini bağımsız, kendi iradesi ve farklı seçimleri olan bir varlık olarak görüp kabul edemez. Dolayısıyla narsist bireyle yakın ilişkiye giren bireyler onda varoluşlarına gerçek bir karşılık bulamazlar.
Doğa türün sürekliliğini, annenin bebeğe olan aşkıyla garantiye almıştır. Annesinin aşık olmadığı bebekler ve annesinin üç yaşından sonra aşık kaldığı çocuklar narsist olur. Bebekliğinde ve çocukluğunda yeterince görülmemiş, onaylanmamış, sevilmemiş, kabul görmemiş olanlar ve gereğinden fazla şımartılmış, uğruna kul köle olunmuşlar, genellikle sağlıklı yetişkin narsisizmine geçiş yapamazlar.
Narsist ego fonksiyonlarını tam anlamıyla yerine getiremez. Egosu güçlü, büyük ya da yüksek değil, bilakis zayıf, gelişmemiş, düşük işlevlidir. Zayıf ego bireyin maddi manevi ihtiyaçlarını karşılamasına, kendini koruyup kollamasına, hedef belirlemesine ve hedeflerine ulaşmasına, başkalarıyla uyumlu ve tatminkar ilişki kurmasına, potansiyelini gerçekleştirmesine, hayatla baş edebilen yetişkin bir birey olmasına engel teşkil eder. Egosu zayıf olan birey genellikle yakınlarına yaslanır ya da onların üzerine devrilir.