Esra

Bilinmelidir ki narsistlerin büyük çoğunluğu, azılı bir düşman değil; mesafe alınması, sınır konulması, yönetilmesi gereken hırçın, öfkeli, dürtüsel, tatminsiz, küskün, bağımlı ve immatür (gelişmemiş) bireylerdir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Narsisizm nicelikte ve nitelikte duruma göre değişkenlik gösterdiği gibi, aynı zamanda bulaşıcı bir olgudur. Çünkü insan canlısı mantarlar ya da bitkiler gibi birbirine bağlı ve birbirini üst düzeyde etkileyen bir türdür. Özellikle çocukluk deneyimleri belirleyicidir, ancak yetişkinlikteki etkileşimlerle ve yeni öğrenmelerle de bireyin narsisizmi patolojikleşebilir, şiddetlenebilir. Narsist bireylerle ilişkiye girip zarar görenler, kendilerini korumak için narsisistik savunmalara tutunarak kendi duygularına, kendi varoluşlarına yabancılaşırlar.
Narsisizm istek ve ihtiyaçlarımızı karşılama şeklimizi belirler ve başkalarıyla etkileşimlerimizde açığa çıkar. Her birimiz maddi manevi ihtiyaçlarımızı ötekiler üzerinden, ötekilerle birlikte, ötekiler sayesinde ya da engel teşkil eden ötekilere rağmen karşılamaya çalışırız. Dolayısıyla narsisizm spektrumunun bir yerlerindeyiz. Sağlıklı ya da patolojik, örtük ya da açık, bedensel ya da zihinsel; hepimiz zamanla değişen düzey ve belirtilerle mutlaka bir tür narsisizm sergileriz. Bireydeki normal/sağlıklı narsisizm azaldığında patolojik (sağlıksız) narsisizm artar.
Gözlemci öz geliştikçe, günlük yaşam olduğu gibi devam eder, fakat sanki bir başkası dışarıdan onu seyrediyormuş gibi, hem davranışlarını hem de bu davranışların altında yatan duygu ve düşüncelerini gözlemeye başlar. Gözlemci özün gelişmesine paralel olarak olumsuz duygular olumlu duygulara dönüşme sürecine girer. Özle ilişki kurulunca, olumsu duyguların dışarıdan gelen kaynakları anında görülür ve bu nedenle kolayca etkisinden kurtulunur.
Gözlemci özümüzle gerçek ilişkimiz, İçimizdeki Çocukla sağlıklı ilişkimizden sonra daha gelişir, daha berraklaşır. Bir tür “gözdeki perde” kalka, görmeye başlarız. Bu anda, yaşamımızda sağlıksız İç Çocuğumuzun merkez aldığı olumsuz duygular, sağlıklı mutlu duygular haline dönüşür.