Muavvizeteyni çok oku. Felak ile Nas surelerini yani... Felak’ın Rabbi’ne sığın hep. Seni nefsinin ve başlarının karanlığından Kendi hakikatının aydınlığına çıkarsın. Hislerine fazla güvenme. Nereden geldiklerini, nereye yöneldiklerini bilmiyorsun; ama ölçüleri biliyorsun. O yüzden ölçüler, ölçüler, ölçüler...
Hizmet ehli olmak istiyorsan Allah seni tanıyacak, Peygamberi tanıyacak, ruhaniler tanıyacak, yerdekiler tanıyacak, göktekiler tanıyacak... Ve onların seni tanıması için sen onları tanıyacaksın...
Yolların kesişecek onlarla. Neredelerse orada olacaksın. Sizin tabirinizle onların takıldıkları yerlere sen de takılacaksın. Sonra düzenli görüşmelerin, ziyaretlerin olacak. Mesela bir gece hayatın olacak. Hatırlayacak,
anacak, baş başa kalacaksın. Hizmet edilen yerlere gidecek, gönlü kırıkların, gariplerin, bir ah çekse arş-ı alayı titreteceklerin yanında olacaksın. Kutlu sözlerin söylendiği gül bahçeleri hep durgun olacak. Oralarda gül alacak gül satacaksın. Böyle bir hayat sürecek bunda ısrarcı olacaksın. Tıpkı kapıyı “tık tık...” çalmak gibi... Gün gelecek açılacak önünde durduğun kapı; çünkü aşina olacaksın. Sen onlara aşina, onlar sana aşina...
Kalbinin mutmain olmasını aramak kadar meşru bir arayış olamaz. Soruların kalbin içinse bir şey demem; zihnin kalbin için çalışıyor demektir. Zihnini kalbinin selametine adadıysan ne sorsan olur, zihninin derdi başkaysa ne sorsan bir ihtilafa yol bulur.
“Herkesi kendinden arif ve alim bil. Susmasını öğren; öğrendiklerinle amel etmeden başka bir bilgiye geçme! Öğrendiklerini bizi Yaratanın maksuduna muvafık bir tarzda hayatına hayat, dizine derman ve nefsine ferman eyle... Bu yolda kendine takvayı ve duayı azık et. O zaman Hâdî olan Allah sana özel misyonunu gösterecek ve o istikametteki işleri sana suyun akışı gibi kolay ve ferah kılacaktır.”
“Gelecekte yaşayacağım her şeyin ise yarında saklı olduğuna inanıyorum. Üç sene sonrası, beş sene sonrası... Arada yine fark yok. Her şey yarın kadar yakın, ne ki her şey yarın kadar belirsiz.”