Büşra

ne bir arzu, ne bir duygu ya da hareket etmeyi gerektirecek herhangi bir şeye istek yok içimde, bütün varlığımla istemekten de bahsetmiyorum, sadece, deyim yerindeyse bölünebileceğim her bir ögenin kısmi, özel istekleri diyebiliriz. böyle anlarda düşünmeyi, hissetmeyi, istemeyi beceremiyorum. ve rastgele gidiyor, ilerliyor, yürüyorum. yaptığım hareketlerin hiçbiri, içinde bulunduğum durgunluk halini (başkaları hiç fark etmese de ben kendimi biliyorum) gözle görülür hale getirmiyor
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
düşünmeyi bile istememe isteği, hiçbir şey olmamış olma isteği, bedenin ve ruhun tüm hücrelerinin bilinçli umutsuzluğu var bunun altında. insan kendini, sınırsız bir hücrenin içine kapatılmış bulduğunda ansızın bastıran duygu. nereye kaçılabilir, hücre başlı başına her şey iken?
soyut akla musallat olan bir yorgunluk var ki, en korkuncu o. fiziksel yorgunluk gibi insana ağırlık yapmaz, duyguların öğrettiklerinin verdiği yorgunluk gibi kafa karıştırmaz. sahip olduğumuz dünya bilincinin üzerimize çöken ağırlığıdır o, kendi ruhumuzla soluk alamaz oluşumuz
dışarıdaki yağmurun hüznünü de, içindeki boşluğun acısını da duymayan bir varlık olsam...
hayatımda kıyıda köşede kalmış ne kadar acı varsa hepsi günlük hayatın hiç bitmeyen, beklenmedik fırsatlarından yararlanarak sırtlarına geçirdiği neşe kisvesinden, her tür duygudan arınarak gözlerimin önünde soyunuyor. genellikle halinden memnun, genellikle mutlu biri olarak, içimde bitmeyen bir hüzün olduğunu fark ediyorum