Anladım ki aşk gözlerini kaybetmekti zaten. Sesini kaybetmekti, tümden kaybolmaktı. Başkasının gözünden bakıp ağzıyla konuşmaktı. Aşk yakalandığım en kişiliksiz hastalıktı.
Kan artık kırmızı değildi. Yoksa onu tanır, renginden korkar, hep bir ağızdan çığlığı basardık değil mi? Ama basmadık. Herkes derin bir uykuda gibiydi.