• 70'li yıllarda Türk toplumunun bekarete bakış açısının yansıtılmaya çalışıldığı, kalemin gereksiz yere kullanıldığı bir eser. Orhan Pamuk realist ve bol sıfatlı cümleleriyle daha işe yarar bir konuyu ele alıp böyle upuzun bir kitap yazsaydı edebiyatseverler için estetik hazzın yanında fayda ve kültür de verebilirdi. Zira kitap toplum normlarına karşı bir eleştiri niteliğinde olsa da hikaye aşk zırvalığına ve gereksiz aldatma olaylarına hortuma kapılan koca bir otobüs misali daldığı için verilmek istenen "tabuları olan bir toplumda bekaret algısı insanların hayatlarını tıpkı para hırsı gibi yönetip onları intihara bile sürükleyebilir. Faydalı bir yaşamı büyük ölçüde engelleyebilir." fikri hikayenin yanında fazla sönük kalmış. 600 sayfaya da sığdırılamaması ve kendinden 12 yaş küçük birine hallenen esas oğlanın sondaki gereksiz çabaları da yazarı gözümden düşürdü tabii ki. Bu arada Orhan Pamuk'un ortaya koyduğu tek yapıcı fikir 'müze' fikri olmuş burada. Mutlaka ziyaret edeceğim.
  • O tanrısızlığa inanır. ahiret yoktur. cennet, cehennem yoktur. doğru, yanlış yoktur. yegâne ahlaki pusulamız doğadır. onun gözünde insan bir böcekten farksızdır. ve doğa hayatı ölümle besler. o nedenle cinayet iyidir, toplu cinayet en iyisidir Ona göre tanrısızlık hayatı anlamsızlaştırır. şiddete, suça, ölüme ve hazza kışkırtır. o da edebiyatında/sanatında bunları yüceltir. ne kadar aykırı ve sapıkça olursa olsun, her türlü arzuyu sınırsızlaştırır. zulüm ve arzu birbirinden ayrılmaz. sade'ın bu düşünceleri, ilerde intiharı bir sanat olarak hayal edecek romantiklerde, Charles Budelaire gibi estetik modernizmin babalarında, dada ve sürrealizm üzerinde, bataille(bkz: Georges Bataille, Albert Camus, Michel Foucault gibi filozofların estetiklerinde son derecede etkili olacaktır.
  • Hayal gücümüz, estetik duyarlılığımız ve toplumsal heveslerimiz bütünüyle ekonomik değer üretiminin emrine veriliyor. Şairler reklam metni yazıyor, yazarlar politik slogan üretiyor. Aç gözlülük ve kâr tutkusu, bir ekonomik faşizme dönüşüyor..
  • ''Tüfek, Mikrop ve Çelik'' kitabının da yazarı Jared Diamond cinsel evrimin üzerine kalem aldığı çok çarpıcı bir kitaptı. Çiftleşme sistemlerinin gelişiminden, yavru bakımına; eş seçiminden, emzirmenin gelişimine; kızışma (yumurtlama-ovülasyon- belirtilerinin görünülebilirliğinden, eşlerdeki cinsel uyarım belirteçlerinin gelişimine kadar her taşın altına ışık tutan harika bir kitap.
    Dişi ve erkek bireyler yaruları için -ki canlıların yaşamalarında ortak bir amaç soylarının devamını sağlamaktır- farklı oranlarda yatırımlar yaparlar. Yumurtlayıp doğumun getireceği risk ve enerji harcamasından yırtmak, kuluçka ve yavru bakımı her iki ebeveynin ortak görev üstlenmesi kanatlılarda yaygın bir durumdur. Fakat doğum yapan memelilerin büyük kısmında erkek bireyler sadece çiftleşme aşamasında bir babalık görevi sergiler ve ardından dişiyi terkeder ve bütün sorumluluğu ona yıkar. Yumurta hücresi, sperm hücrelerinden çok daha büyük olup, yumurtanın ana rahmine tutunana kadar gerek duyacağı besin içeriğine sahipken spermin sadece genetik materyali taşımakla yükümlü olması da yatırımın ne denli farklı olduğunu gözler önüne serer. Yatırımı büyük olan sürdürülebilirliğinden de en çok korkan ve bunun için enerji harcamaya devam eden dişiler olur.
    Şempanzeler yakın yıllarda keşfedilen taş devri teknolojisiyle yaşayan ilkel kabilelerde olduğu gibi dişileri farklı erkeklerle çiftleşir ve sürüde babaları belli olmayan çocuklara bütün bir erkeklerin emekleri doğrultusunda kommün şekilde bakılır. Goriller (3+) dişi bireyden oluşan haremlere sahip erkekler halinde yaşarlar. yavru bakımını dişiler yaparken erkek goril hareminin güvenliğinden ve yavruların kendi kanından olacağı garantisini korumakla mükelleftir. Homo sapiens ise topluluktan topluluğa fark gösteren, harem sistemi, tekeşli aile sistemi, ve şempanzelerde ve ilkel kabilelerde görülen çoklu eşlerle çiftleşme sistemleri geliştirilmiştir. Hala daha tekeşli yaşayan modern insanlarda dahi soylarını daha fazla yaymak adına çeşitli kuralları çiğneyerek yasal eşleri dışında başka dişileri de dölleme peşine düşmektedir. Soyları 9 milyon yıl önce ayrılan insansımaymunlar ile homosapiens'in ortak kayıp halkası muhtemelen çok dişili harem sahibi erkeklerin sisteminden gelmiş olma ihtimali yüksektir ki kommün üreme ile tekeşli sistem bunun içinden evrilebilmiş olabilsin.
    Rodent erkeklerin büyük kısmında memeucu ve süt salgı bezleri oluşumu görülmezken, gelişmiş memeli türlerinin erkeklerinde memeucu ve süt salgı bezleri gelişimi görülür ve nadiren de olsa suni veya doğal (fizyolojik ya da patolojik) hormonel veya sinirsel uyarımla erkeklerin süt salgılayabilir olması çok ilginçtir.
    Dişi bireylerin hemen hemen her türde erkeklerden çok daha fazla enerji harcayarak üretilen yeni nesillerde daha büyük payla yatırımda bulunurlar. Bu da ebeveynlikteki iş ortaklığında genel olarak dişilerin daha çok görev üstlenmesiyle sonuçlanır. Erkek bireyler oluşacak yavruların kendinden olmasından emil olmak adına dişinin olduğu bölgeyi koruyarak olası gönüllü/gönülsüz çiftleşmelerin önüne geçer ve kendi kanından olacak yavruları bakar ve/veya korur. Babanın ebeveynlik sağladığı şempanzelerde kızgınlık belirtisi görünür olup rastgele çiftleşme görülür, görillerde kızgınlık belirtileri yarı kapalı belirsizdir ve çiftleşme zevk için yapılmaz sadece amaç üremektir. Şebeklerde kızgınlık fiziksel olarak karşı cinsin gözlerinin içine sokularak çiftleşmeye davet edilir ve döllenmek dışındaki uygunsuz zamanlarda asla çiftleşme teşebbüsleri olmaz hatta erkek şebekler yıllarca perhizde kalır. İnsanlarda ise kadınlar ovülasyon vaktini fiziksel olarak göstermez. (Menstrüel kanamadan 14 gün önce yumurtlama görülür. Yani kanamadan önce gerçekleşen ve hiç ibare göstermeyen bir döllenmeye ideal zaman erkekten gizlenir ve zaten dişi bunun farkında bile değildir.) Bu da erkeğin eğer baba olacaksa kendi yavrusuna babalık yapacağından emin olmak adına döllenmenin uygun olduğu zamanlar olsun olmasın, dişinin de bu vakitleri belli edemeyeceğinden cinsel ilişkiye girerler.
    Bonobolar, şempanzeler ve insanlar seksi üreme dışında farklı amaçlarda da kullanabilirler. Esasen hemen her hayvan çiftleşirken zevk alır fakat bu seks iletişim amaçlı kullanlar sadece primatlardan insansımaymunlardan bir gruptur.
    Uygun döllenme vaktinden emin olamayan insanlar ise her daim sekse hazır olup vakit kollamadan döllenmeye uygun olmaya zamanlarda bile çiftleşirler.
    İnsanlar gibi kara balinalar da sürü halinde yaşayıp dişileri menopoz yaşadığı nadir türlerdir. Geçkin yaşlarda gerçekleşen gebeliklerden ortaya çıkacak yavruların sağlık bozuklukları ve kadının artan ölüm riski nedeniyle nesli büyük riske gireceğinden kar-risk analizi devreye girer ve kanının devamı olan torunlarına vakit ayırıp tecrübesiyle daha sağlıklı bir nesilin devamını sağlamaya adar kendilerini. Yalnızca uzun yıllar yaşayabilen türlerde menopozlu kısır bireyler görülebilir. Kısa ömürlü olan ve hızla üreme kapasitesinde olan rodentler,kedigiller,canidaelerde menopoz görülmezken. Kara balinalar, katil balinalar, filler ve insansımaymunlarda monopoz tıpkı Homo sapiens dişi bireylerinde olduğu gibi açığa çıkar.
    Kadındaki orantılı yağ depolanması, emzirme döneminde gerekecek olan büyük enerjinin karşılanabilirliğinin göstergelerinden birisidir ve büyük göğüsler erkekler tarafından bu sebeple sağlıklı soyun devamını sağlamak adına cinsel partnerlik seçiminde dikkat edilir. Fazla yağlanma ise sağlıksız bir kadın bireyin erken öleceğine ve yavruların bakım göremeyip neslin risk altına göreceğinden genellikle tercih edilmek istemez. Elbette bunlar toplumlar arasında farklı estetik görüşlerle varyasyona uğrayabilir.
    Erkeklerdeki kas yapısının gelişkin olması ailesini daha iyi koruyup bakabileceğinin göstergesi olarak kabul edilip eş olabilmekte parametre olarak içgüdüsel bir yolla kullanılır. Kıl yapısı net olmayan bir belirteç olarak da görülebilir.
    Erkeklik aslında Y kromozomunun 8. hafta sonrasında uyarımla doğasında olan dişiliğin ortaya çıkmasını baskılar ve erkek üreme sistemi ve karakterizasyonu aktive olur. (Embriyonel yaşamdaki erkek bireyde Y kromozmu uyarımıyla başlayan gonad (testis) inşası ve ilk testesteronlar ile Müller kanalının baskılanıp Wolf kanalının gelişimini sağlar.) XX kromozom çiftine sahip kadınlarda ise 4. haftadan gonad (yumurtalık) yapımı başlar. Yani Y kromozomunun varlığı dişi olan doğamızı erkekliğe çevirir.) Erkeklik memelilerde patolojik bir şekilde ortaya çıkmış ve sonradan gelişmiştir.
    Tenefüs ettiğimiz her nefesi kadınlara borçlu olan biz erkekler bu borcu ödeyemesek bile onlara insan olmanın gereğiyle davranıp teşekkürlerimizi sunmalıyız.
    Oğuz Beyiniz
  • Çirkin insanlardan iğrendiğim kadar güzellerden de iğrenirim. Hatta diyebilirim ki, estetik kaygısındaki her şey iğrendirir beni.
    Şule Gürbüz
    Sayfa 17 - İletişim Yayınları
  • 1927'den başlayarak ağırlığı iyice belirginleşen yabancı mimarlar, Türk mimarlığının evrim sürecini bir süre için etkilemişler, özellikle Güzel Sanatlar Akademisi'nin yabancı profesörleriyle büyük kamu yapılarının yaratıcısı konumundaki sanatçılar, halkın ve genç kuşak Türk mimarların sanat ve estetik anlayışında yeni yönelimlerin oluşmasına neden olmuşlardır. Ankara'nın her köşesinde bu mimarların izi bulunmaktadır.
    August R. Von Kral
    Sayfa 153 - 1.Basım Eylül 2010 - Çev.: S.Eriş Ülger
  • Tezer Özlü'yü bir dergiden araştırıp okumaya karar vermiştim. Hayat öyküsü beni çok etkiledi ve bu yüzden hayatını anlattığı kitapların hepsini tek tek aldım. İlk olarak bu kitaptan başlamaya karar verdim ancak kafam dolu diye midir bilmem, beklentilerimi karşılamadı. Kurgu ve olay dizisi güzel, yazarın dili de oldukça sade ve anlaşılır. Ancak bölümler arasındaki çok hızlı geçişler olayları anlamamı çok zorlaştırdi. Ayrıca tasvirlerin eksik olması nedeniyle bende yeterince estetik zevk uyandırmadı. Ancak bu açıdan değil de kurgu olarak bakarsak güzel bir kitap.

    Diğer kitaplarını da okuyacağım umarım daha etkili olur. Uzun betimlemeler ve söz sanatları aramadan, kısa ve yalın cümlelere hazırlıklı olarak okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar.