"Bütün gün ne yapıyorsun?"
"Yatakta kalıyorum."
"Çok kötü bu."
"Yok, değil. Hoşuma gidiyor."
"Bütün gün yatakta kalmanın nesi hoş?"
"Kimseyi görmek zorunda kalımıyorsun." "İyi bir şey mi bu sence?"
"Evet, tabii."
Biz böyleydik, başka türlü olmak istemiyor- duk. Çoğumuz yoksul ailelerden geliyordu, kötü besleniyorduk, ama bir şekilde devler gibi gelişmiştik. Ailelerimizden çok az sevgi almıştık, kimseden sevgi ve şefkat beklemiyorduk. Gülünçtük ama kimse yüzümüze gülmeye cesaret edemiyordu. Çocuk olmaktan sıkılmış, çok çabuk büyümüştük sanki. Büyüklerimize saygı duymuyorduk. Uyuz kaplanlardan farkımız yoktu.