Ne doğan güneşe, ne gülümseyen gökyüzüne, ne de uyanan doğaya bakıyordum. İdam sehpasına gitmek üzere güzel yerlerden geçirilen bir adam, yol üzerinde açan çiçekleri değil, yolun sonundaki ağaç kütüğüyle baltayı, kemiğin ve etin kopuşunu, bütün bunların sonunda ağzını açmış bekleyen mezarı düşünür.