zerda

benden bana not | günlük 01
iki çeşit okuma olduğunu düşünüyorum: ilki okumuş olmak için değil, özümseyerek; düşüncelerinin içinde kaybolmuş yazarın düşüncelerinin içinde kaybolarak, çoğu kısmın altını çizerek ve başka bir insanın - yazarın - yazdıklarıyla açtığı kapıdan geçip onun düşündüğü evrene adım atarak ve o evrenden başka bir yazıyla - kitapla - diğer evrene - cümleler ve düşüncelerden oluşan evrene - geçerek başkalarında ve başkalarıyla kendimizi bulma arayışında olduğumuz, ikincisi ise tabiri caizse gönül eğlemek(?) için okuduğumuz, okurken derin düşüncelere zerk ettirmeyen, belki zaman öldürmek için okuduğumuz, belki sadece evreninden hoşlandığımız kitaplar. bunları yazarken aslında aklımda birçok çeşit daha oluştu ve fark ettim ki bunlar aslında benim okuduğum türler. şu an okuduğum iki kitabın arasında kurduğum köprünün sonucunda vardığım bu çatışmada, - ilki sokak nöbetçileri, ikincisi insanlığımı yitirirken - aslında ne kadar az tür/yazar okuduğumu, henüz buraya girmediğim onlarca kitap olmasına rağmen ne kadar az okuduğumu fark ettim. çarşamba | mart, 11
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"... uçurum da sana bakar"
çapçap ya 😪
Xena kafasında dönen bütün fıstıltılarla beraber soluk soluğa yatağından doğrulduğunda derin bir nefes verdi. Başını tutarak bir süre bu hissin geçmesini beklese de bu ağır his onu terk etmeyecek gibiydi. İçinde acı vardı. Acı; öfke, keder ve kırgınlığı beraberinde getiriyordu. Sıkkınlıkla soluduğu havayı geri verdiğinde her zaman yaptığı gibi sihirli runikleri söyleyerek fısıltıları kafasının içinden uzaklaştırdı. Refleks olarak yatağının hemen yanındaki balkonunun uçuşan perdeleri arasından havayı yokladı. Ne zamandır uyuduğunu bilmek istiyordu. Ancak yine Mora'nın zifiri karanlığı karşıladı onu. Bacaklarını yataktan sarkıtırken bir yandan da uyuyamamaktan yanan gözlerini ovalıyordu. Zümrüt kırmızısı gözleri artık ona acı veriyordu, tıpkı parçalanmış bir zümrüt gibi gözlerine batıyordu. Sıkıntılı bir nefes daha vererek yatağından kalktı ve usulca balkonuna ilerledi. Son zamanlarda rutin haline getirdiği bu iç çikme, onu daha da dibe çekiyor gibi hissediyordu. İçinde bulunduğu ruh hali Xena'yı her gün daha da yiyip bitiriyor, önündekileri bile görmesine engel oluyordu. Henüz savaşa bile girmemiş yorgun savaşçı bu hissin geçeceği günü iple çekiyor, kime karşı başlatacağını bile bilmediği savaşın temellerini her gün daha sıkı atmasına neden oluyordu. Balkonun soğuk mermerlerine avuç içlerini yasladı ve usul usul, acıyla haykıran şehrini izledi. Bu şehrin toprağı bile gücünü Işık'tan alırken, Mora asırlardır karanlığa gömülmüştü. Babasının yenilgisini en önden izlemişti. Karanlığın arasından gelen Siyah Güç babasını yok ederken acıyla, hayır dercesine çığlık atmış ve öfkeyle ona doğru hareketlenmişti. Hemen yanında duran Verhhna onu zar zor tutarken Siyah Güç çoktan karanlığın kalbine dönmüş ve kaybolmuştu. Arkasında bıraktığı is asırlardır evrenlerinde hüküm sürüyor,