“Nereden bildiğimi söyleyemem ama biliyorum.Tanıştığımızda sana ilk sorduğum soruyu hatırlıyor musun?”
“Evet,deliliği bilip bilmediğimi sormuştun.”
“Çok doğru.Bu kez sana öykü anlatmayacağım.Deli olmak,düşüncelerini iletmekten âciz olmak demek.Sanki yabancı bir ülkedesin,çevrende olup biten her şeyi görüyor,anlıyorsun ama istediğini anlatmaktan,dolayısıyla da yardım bulmaktan umutsuzsun,çünkü orada konuşulan dili bilmiyor,anlamıyorsun,”
“Hepimiz hissetmişizdir bunu.”
“Hepimiz şu ya da bu biçimde deliyiz zaten.”
“Tanrı varsa -ki ben olmadığına gerçekten inanıyorum- insan aklının sınırları olduğunu da bilir.Yoksulluğu,haksızlığı,açgözlülüğü,yapayalnızlığı,bütün bu karmaşayı o yaratmadı mı?Mutlaka çok iyi işlerle girişmiştir bu işe,ama sonuçlar tam bir felaket.Tanrı varsa bu dünyayı erkenden terk etmeyi seçen yaratıklara karşı cömert davranacaktır,hatta bizi burada vakit harcamaya zorladığı için özür bile dileyebilir.”