"Öyle bir derde düş ki , dermanı benim sana hakkımı helal etmemde bul."
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 🌀 Süleyman’ın emrine de rüzgârı verdik. Onunla sabah gidişte bir aylık, akşam dönüşte de bir aylık yol alırdı. Erimiş bakırı onun için kaynağından sel gibi akıttık. Cinlerden de, Rabbinin izniyle onun maiyetinde çalışanlar vardı. Onlardan kim emrimizden biraz sapsa, ona hemen çok yakıcı ateş azabından tattırırdık. 12 Cinler Süleyman’ın isteğine göre mâbetler, kaleler, heykeller, havuz büyüklüğünde çanaklar, leğenler, yerinden sökülemez sabit kazanlar yapıyorlardı. Ey Dâvûd ailesi! Allah’a şükür olacak ameller işleyin. Doğrusu kullarımdan gereği gibi şükredenler pek azdır. 13 #Tefsir: 📖 📖 Bu âyetlerde de dünya nimetleri ve saltanatı bakımından Hz. Süleyman’a verilen hususi lutuflardan bahsedilir. Şöyle ki: Birincisi; Cenâb-ı Hak rüzgârı onun emrine boyun eğdirmişti. Süleyman (a.s.) seyahatlerini onunla yapardı. Sabah gidişi bir aylık mesâfe, akşam dönüşü de bir aylık mesâfe idi. Âyette geçen اَلْغُدُوُّ (ğudüv) kelimesi sabahtan öğleye kadarki, اَلرَّوَاحُ (ravâh) kelimesi de öğleden güneşin batımına kadarki zaman dilimini ifade eder. Anlaşılan o ki Hz. Süleyman bir gün içerisinde birkaç saatlik bir mesai ile, o zamana göre normal şartlarda iki ay sürecek bir seyahati gerçekleştirebiliyordu. Demek ki rüzgâr onun için günümüzdeki uçak seviyesinde bir ulaşım aracı vazifesi görmekteydi. İkincisi; onun için bakır madeni, bir kaynaktan suyun akması gibi, eritilip akıtılmıştı. Dolayısıyla tarihte eritilmiş bakırı ilk kullanan kişi, Hz. Süleyman olmuştur. Üçüncüsü; Hz. Süleyman’ın emrinde çalışan insanlar olduğu gibi, onun önünde ve kontrolünde çalışan bir kısım cinler de vardı. Bunlar, insanlara göre daha güçlü, kuvvetli ve maharetli olduklarından Süleyman (a.s.) ağır ve zor işleri onlara yaptırırdı. Âyet-i kerîmede onların: › مَحَار۪يبُ
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hala güzel insanlar var. Her ne kadar umut etmekten nefret etsemde umut a müdahil olunduğunda iki yana düşen yapraklar gibi iyi yada kötü diyebileceğimiz bir duruma gebedir. Hala güzel insanlar var. Kendini unutup bâşka bir dünyayı kucaklamaya, yanıp kül olmuş bir ateşi harlandırmaya çalışan bir tutam düşbaz var. Cehenneme kendi isteğiyle beden olan, ateş üzerinde yürüyüp oradan gelen ardıllarina bir yol yapan, düş kırıklığı msphusluğunu karınca iklimiyle söyleyen bir tutam çaresiz gönül var, iklime inat, kendine inar
Dilerim Allah’tan öyle bir derde düş ki dermanı benim sana hakkımı helal etmemde olsun.
Bu neydi böyle...
öyle bir derde düş ki, dermanı benim sana hakkımı helal etmemde bul...
1000Kitap
İçim daralıyor geceleri halk arasında da bilinen karabasan bir süredir uyku düzenimi psikolojimi alt üst etti imtihanlarim hayatım her ne kadar bir yolunu bulup geceyi gündüz etsemde içimde tamir edilmesi zor bir ben kalmış gerçekten bir daha bu dünyaya gelme şansı verilsede hayır derdim aynı şeyler yine bir şekilde beni bulurdu bazı hayatlara gerçekten özeniyorum kıskançlık yok dilimde hep maşallah Allah daha çok versin ile gezerim ama bazen haşa niye neden diye sorgulamaktan kendimi alamıyorum acaba çok mu günahlarım acaba hak etmiyormuyum acaba hiçmi olmayacak diye diye en sonunda sağlıklı bir ruh bırakmadım beyin sisi ile de iyice kendimi bıraktım sonum ne olur bilmiyorum ama gerçek anlamda ben hiçbir şey bilmiyorum bilmiyorum bana sormayın bende bilmiyorum