Aklınıza geldikçe, mutlu, mutsuz, öfkeli, nefret dolu, huzurlu, aşık, saldırgan, hırslı, korkak, sevgi dolu insanların ellerine bakın. Çünkü eller, o duyguların saklandığı ya da özgürce yaşadığı yerlere ilk dokunandır. Kişi bunu bilmez ama eller ruhun gözleridir. Eller, siz hiç farkında olmadan bir duygu anında, bedendeki yeri tespit eder ve oraya doğru hareket eder. Eller, çoğu zaman bir çift gözden bile daha iyi görür. Bir duyguyu anlayabilmek için karanlıkta da görebilmek şarttır çünkü.
...
Eller nereye dokunursa orayı görür, hatta onu zihninde resmeder.
Anlaşılmaktan çok duyulmak benim derdim.
...
Galiba her insanda kendi gerçeklerinin bilinme arzusu var, çünkü sır denilen şey, pek de saklanıp tutulacak cinsten değil. Saklamak, hayattan eksik kalmak gibi. İnsan kimi zaman, bir bakışı ya da bir cümlesiyle, bazen de giydiği kıyafeti ile içindeki gerçeklerin kapısını aralar ve o kapıyı görebilecek herkesi davet eder.
İnsan yolunu kaybettiğinde hızlanırmış. Hatırla, bir adresi ararken kaybolduğunda yaptığın ilk şey hızlanmaktır. Daha hızlı yürürsün, çünkü kaybolma hissi, insana çok ağır gelir.