bir yandan hepimiz mutlu olmak isteriz, diğer yandan bizi mutlu eden şeyleri hepimiz biliriz. ama o şeyleri yapmayız. neden? çok basit. çok meşgulüzdür, ne yapmakla? mutlu olmaya çabalamakla.
bilirsiniz bazen bir şeyi gerçekten kulak vermeden defalarca duyarsınız ve günün birinde kafanıza dank ediverir. anlamanız için doğru ruh halinde olmanız gerekir
belki de nisan ayının bir akşamında beynimdeki kutupların karışmasından önce ben de öyle düşünürdüm. aşk da dinozorlar gibidir, bütün dünya onların ölümünü düşünerek oyalanır: tristan ile isolde, romeo ile juliette, anna karenina, penthesilea, her zaman yalnızca ölüm, her zaman olanaksız olana duyulan bu şehvet... insanların iddia ettikleri gibi aşka yeteneksiz olduklarına inanmıyorum..