İnsanın diğer canlı mahluklardan ayrılığı, ilim sayesindedir. Şüphesiz, insanın diğer mahlukattan imtiyazlı olması, güç ve kuvvetiyle değildir! Çünkü deve kendisinden kuvvetlidir. Vücud iriliğiyle de değildir. Çünkü fil insanların hepsinden büyüktür. Yiğitlikle de değil; zira arslan herkesten yüreklidir. Çok yemesiyle de değil. Çünkü öküzün karnı daha büyüktür. Cinsi münasebet bakımından da değil. Çünkü bu hususta da, en küçük mahlukattan olan serçe kuşu,insanlardan daha kudretlidir. Şu halde insan, ancak ilim için yaratılmıştır.
Bi'rimaûne olayında, müşriklerce pusuya düşürülüp şehit edilen Kur'an muallimlerinden biri olan Harâm b. Milhân'ın, ellerini, mızrağın açtığı yaradan fışkıran kana bulayıp yüzüne ve başına sürerek "Kâbe'nin Rabbine yemin ederim ki ben kazandım." diye haykırmasını, samimi inançtan başka ne ile açıklayabiliriz?
Mahlukların rızasını alacağım diye Cenab-ı Hakk'ın gazabını talep edersen, Cenab-ı Hak da sana gazap eder. Kendin için başkasının gönlünü alıp Rabbini hoşnut etmemeye nasıl razı olursun! Cenab-ı Hakk'ın rızasını arkadaşlarının rızası için terk mi ediyorsun? Senin gazabın ancak Allah (cc) için olur.
Şayet senden başkası cehenneme girdiyse sen ona uymayarak ateşe girmemeye güç yetirebilirsin. Şayet ona uyarsan aklın gitmiştir. Adamı diline dolamakla hem gıybet hem mazeret göstermeye çalıştığın günahı ona isnat ederek başka bir günah kazandın. Ahmaklığın ve cehaletin sebebiyle her iki günahı da hesabına kaydettirdin sen keçiye bakıp da dağdan atlayan koyun gibisin. Koyun kendini attığında eğer bir lisanı olsaydı ve özür beyan etseydi, "Teke benden daha akıllıdır, o da kendini helak etti. Ben de öyle yaptım." derdi. Sen ise ona cehaletinden dolayı ona gülerdin. Oysa senin hâlinde onun hâli gibidir. Fakat sen kendine şaşırmıyor ve gülmüyorsun.