eda ünal

Arkadaşım hangi felâketin beni bu hale getirdiğini sormuyordu.... Bu bir talih, tesadüf meselesiydi. Niçinini, nasılını sormak beyhudeydi.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Onlar çok iyi bilirler ki ölmek üzere olan hastanın sahipleri de bir nevi hastadır. Onlara da tatlılık ve şefkatle muamele etmek lazımdır.
Hırsızlığımı itiraf ettikten sonra kendime iyi adam diyemem. Fakat adamın mesela hırsız bir memur olması kalpsiz bir baba olmasını da icap ettirmiyor.
Maddi sukutların manevi sukutlardan bir farkı var. Mesela bir uçuruma düşen insan paramparça olup ölüyor. Fakat manen düşen insanın bazen yanlız bir tarafı zedeleniyor, öte tarafları tamamiyle salim kalabiliyor.
Arkasında bu kadar samimi bir hicran ile ağlayacak bir insan bırakmak dünyada kendinden bir parça bırakmak demektir. Şu halde ölüm bile insan için ancak bir yarım felakettir.