Arkasında bu kadar samimi bir hicran ile ağlayacak bir insan bırakmak dünyada kendinden bir parça bırakmak demektir. Şu halde ölüm bile insan için ancak bir yarım felakettir.
İşte sevmeye değecek bir genç kız...ne mükemmel bir zevce olur. Bu derece yanmaya kabiliyeti olan bir mahlûkun kim bilir sevmeye ne derece kabiliyeti vardır.
Ben aşkı şiirlerde, romanlarda olduğu gibi parlak yaz gecesinin mehtabında başlayıp sabahında biten bir rüya addedenlerden değildim. Benim için sevmek bir başka insanın vücudundan, ruhundan bir parçü hükmüne girmek, onunla beraber gülüp ağlamak, ıstıraplarını paylaşmak demekti.
Ben sevgi öksüzü olarak büyümüştüm. Küçük yaşımda annemin kucağından alınarak bir yatı mektebine verildiğim günden beri sevilmemiş okşanmamıştım. Onun için bu genç kızın müebbeden kaybettiği bir şefkat için bu çıldırışı kadar hiçbirşey bana tesir edemezdi.
Hakikaten düşkün, ruhen malûl olanlara, dejenerelere, biraz başka türlü muamele edilmesini anlarım... Fakat bu arada yanlış anlaşılmışların, yahut iyi anlaşılmamışların da yanmasından çok korkarım ...