kırdığım insanlar, yaptığım hatalar, kendime ve başkalarına verdiğim zarar; bunların nedeni yanlış kararlar değildi; sevginin katılaşıp bir kayba dönüştüğü noktaydı.
yaşamın illa da şu veya bu olması gerekmiyor- şu sıkıcı, eskimiş karşıtlık- o her ikisi de; yeter ki dengeleyebil. yazması ne kadar da kolay. bunu yapmak/ böyle olmak nasıl da güç.
Ve alabildiğine müsrifçe, abartıyla sevdim, öyle ki, sevgime sağlıklı ve tutarlı bir biçimde karşılık verilmezdi. Sevmem gereken yerde sevmeyi beceremedim, ilişkileri gereğinden fazla uzattım, çünkü sevmeyi bilmeyen, çabucak pes eden biri olmak istemedim.
Ama sevmeyi, nasıl sevileceğini bilmiyordum. Kendimle ilgili bu basit gerçekle yüzleşebilseydim, muhtemelen öykümdeki birinin sevgi konusunda ciddi sorunları olacaktı, peki ya sonra?
Düşeriz. Sevgi yakınlarda ama onu öğrenmemiz gerek; biçimlerini olasılıklarını. Kendime, kendi ayaklarımın üzerinde durmayı öğrettim, fakat nasıl sevileciğini öğretemem.
Sevgiden bahsetmenin bir yolunu bulmuştum. Sevmenin bir yolunu bulamamıştım.