euphoria

7/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2021 26. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 07 Nisan 2021 23:02
Karanlıktan sonra İlk andan itibaren sizi kolayca yakalayan, son anlara kadar merakınızı belli bir seviyenin üzerinde tutmayı başaran, keyifle okunan bir kitap. Kitabın ortalarında, bu yazarın finalde öyle sürprizli bir son yapmayacağı, bunun bir olay değil de durum hikayesi olduğu hemen fark ediliyor. Haruki Murakami; Karanlıktan Sonra kitabında bizim gece olduktan sonra, bilmediğimiz sokakların karanlık yüzünü ortaya koymuş.Karanlıkla ilgili yorumlar, tasvirler çok hoştu. O gecenin karanlığını, mekanları, caddeleri rahatlıkla gözünüzde canlandırabiliyoruz. Kitap sizi koltuğunuzdan alıp kendi içerisinde yer alan mekanlara götürmeyi başarıyor. Aynı zamanda çok sevdiğiniz, bu yüzden de çıkmamak için direndiğiniz o mekanlardan adeta zorla dışarı atıyor yazar bizi. Ayrıca iki kız kardeş ve birbirlerinden ayrı düşmeleri olayların akışını büyük bir heyecanla okudum. Güzeller güzeli Eri’nin uykusu, Mari’nin kaçışı ama tek başına gecede güçlü duruşu, Şirakava’nın dışarıdan çok düzgün gözüken ama şiddet eğilimi barındıran karakteri; Murakami’nin çok sevdiği düz anlam altındaki sembolizmin vücut bulduğu noktalar. Her insanın dışarıdan göründüğünden çok daha farklı olduğunu bize gösteren birer canlı örnek hepsi. Belirsizlikler mevcut, bunları yorumlamak okuyucuya kalmış. Murakami’nin diğer romanlarında olduğu gibi her şeyin netleşmemesi, kitabın sonunda bütün olayların çözüme ya da bir yere bağlanmaması durumu bu kitap için de geçerli. Ben “doğal akış bu ve bitti” diyorum her defasında. Karanlıktan Sonra da aynı bu hissi bırakıyor damakta. Sanki birileriyle otobüs durağında karşılaşıp onların hayatlarının bir kısmına şahit olmuşsunuz ama onlar otobüse binip gidince hayat kaldığı yerden devam etmiş gibi. Olay örgüsünden ve mutlaka bir sonucuna ulaşan romanlardan
Karanlıktan SonraHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20175,2bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
6/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2021 27. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2021 00:47
uzayda piknik "Herkes mutlu olsun, bedavaya, ve hiç kimse incinerek gitmesin!" Uzaylıların dünyaya yaptığı bu ziyaret bir piknikten mi ibaret? Yoksa arkasında insan aklının alamayacağı bir gizem mi yatıyor? Dünya dışı bir uygarlıktan gelen bir takım canlıların dünyanın 6 farklı köşesinde piknik yapar gibi bir an konaklayıp gittiklerini ve piknikten geriye kalan artıkların dünyada bırakıldığını düşünün. Son derece yabancı bir teknolojinin ürünü olan bu atıkların dünyada ne gibi olaylara sahne olacağını az çok tahmin edebilirsiniz. Uzaylı artıklarını tamamen insancıl amaçlar için kullanmak isteyenler, teknolojinin gelişmesi ve dünyanın ileriye gitmesi için kullanmak isteyenler, kar ve güç tutkusu ile zengin olmak isteyenler, silah teknolojisine alet ederek ağır tahripli silahlar üretmek isteyenler... Bilim adamları bu bölgelerdeki dünya dışı nesneleri incelemek isterken, bu bölgeler çok tehlikeli olduğu için yasaklanmıştır. Yasadışı olarak bu bölgelere bu nesneleri temin etmek için "Stalker" denilen tecrübeli nesne avcıları giriyor. Stalkerlar bölgeden topladıkları malları karaborsa olarak satıyorlar. Aralarında çok tehlikeli maddeler olsa da bulunan atıklar teknolojiye büyük katkılar sağlıyor. Küçük bir bölümünün faydaları öğrenilmiş ama ne olduğu anlaşılamayan binlerce tür atık mevcut. Aslında bilim adamları kullandıkları atıkları gerçek amaçlarıyla kullandıklarından da çok emin olamıyorlar. Kitap hem yaşanan kaos ortamının dünyaya etkilerini hem de "stalker" olarak yaşamanın tehlikeli ve tutkulu öyküsünü anlatıyor. Kitabı okurken, kurgunun bu yönüne biraz daha fazla yer verilseydi keşke diye düşünmüştüm. Uzaylılara ve atıklara dair arka planda dönen muhabbetin biraz daha belirginleşmesini istemiştim. Ama kitabı bitirip üstünde düşündükten sonra, yazarların
Uzayda PiknikArkadi Strugatski · İthaki Yayınları · 20181,431 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2020 15. kitabı
bir noel şarkısı "Dünya üzerinde kahkaha ve güler yüzlülük kadar karşı konulmaz derecede bulaşıcı olan bir şey yoktur." Olaylar Noel zamanı meydana geliyor ve En kısa zamanda okumanızı diliyorum çünkü zaman geçiyor. Her an geçiyor. Önemli olan zamanı nasıl geçirebileceğimiz. Nasıl en iyi şekilde değerlendirebildiğimiz. İçerik hakkında mümkün olduğunca az bilgi vermeye çalıştım çünkü sizde okuyun istiyorum. Okuyun ki beraber daha fazla öğrenelim. Charles Dickens’in “İnsanların seçtikleri yollar, onları önceden belirlenmiş sonlara götürürler ama bu yollardan değil de başka yollardan gidilirse yolun sonu da değişir” fikrini aslında kitabın özünü açıklayan bir cümle. Hikâye cimri ve huysuz bir yaşlı adamın bir gecede nasıl değişiverdiğini anlatır. Aslında insanın hayatı boyunca nasıl kendini tutsak ettiğini, kendini nasıl zincirleyebildiği ve bunu katlayabildiği, önem verdiklerinin nasıl onu ( tam aksini düşünürken) özgürlükten alıkoyduğunu ve bunların üstesinden nasıl geldiğini anlatıyor. Mukriz Scrooge Noel arifesi rüyasında üç tane ruh görür; bunlar geçmiş, şimdi ve geleceğin hayaletleridir. Onlarla beraber teker teker kısa bir yolculuğa çıkan Scrooge; geçmişini, bugününü ve sonunu bir film şeridi gibi izler. Hatalarından dönüp hayatın kendisi ve çevresi için daha yaşanabilir bir hale getiriyor. Bir Noel Şarkısı 19. yüzyılda, aralık ayında piyasaya çıktı. Charles Dickens’ın bu kitabı 6 haftada yazdığı ve bastırmak için çok acele ettiği söylenir. Bunun sebebi de o zamanlar eşiyle bebek bekliyor olmaları ve para kazanma ihtiyaçlarıymış diye söylentilere eklenir. Kitabın ilk baskısı Noel Arifesi’nde yok satar. Böylece Dickens kısmen ekonomik sıkıntılarına çare bulur. Fakat beklediği geliri elde edemez, o ayrı bir hikâyenin konusu. Tabii Dickens’a bu hikâyenin çok
Bir Noel ŞarkısıCharles Dickens · İthaki Yayınları · 201811,3bin okunma
6/10
·148 syf.··
2021 29. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2021 00:05
siddhartha Siddhartha, bir arayış hikâyesi. Kendini aramak belki de dünyanın en eski hikâyesi. Anlatılanlar tüm insanlığın evrensel arayışı. Varoluşun amacı ve niteliği, insanın bu dünyadaki yeri, zamanın ruhu, şimdiki anın içine hapsoluşumuz gibi pek çok mesele yıllardır insanların kafasını kurcalıyor, hangi coğrafyada yaşıyor olursa olsun. Herkes cevabını kendi hayat anlayışına göre verse de tüm cevaplar aynı doğrultuda aslında. Farklı yönlerden baksak da aynı dünyaya bakıyoruz. Kendi benliğini bulmak adına bir yolculuğa çıkan Siddharta tam “yolculuğu bitti.” dediğimizde karşısına bambaşka yollar çıkıyor. Fakat bu yolculuklar sırasında kaçırdığı bir şey var. Amacına ilerlerlediği süre boyunca yolda kaçırdıkları. Herman Hesse bu durumu şu şekilde belirtiyor kitabında; ” Bir kimse arıyorsa, gözü aradığı şeyden başkasını görmez çokluk, bir türlü bulmayı beceremez, dışardan hiçbir şeyi alıp kendi içine aktaramaz, çünkü aklı fikri aradığı şeydedir hep, çünkü bir amacı vardır, çünkü bu amacın büyüsüne kapılmıştır. Aramak, bir amacı olmak demektir. Bulmaksa özgür olmak, dışa açık bulunmak, hiçbir amacı olmamak.” Her ne kadar doğu dinlerine ait öğretilerden bahsedilse de her dinden, her ırktan toplumlara kılavuzluk eden bir kitap. Her okuyan kişinin kendinden bir şey bulacağı kitapta, benim için en anlamlı kısım arkadaşı Govida ile karşılaştığı bölümdeki “Dünyanın iç yüzünü görmek, onu açıklamak, onu aşağılamak büyük düşünürlerin işidir belki. Ama benim için tek önemli şey, dünyayı sevebilmektir; onu aşağılamamak, ona ve kendime hınç ve nefret beslememek, ona, kendime ve bütün varlıklara sevgiyle, hayranlıkla ve huşuyla bakabilmektir.” paragrafı oldu. Yaşınız kaç olursa olsun, doğrularınız ve inançlarınız yaşam tarafından kaç kere sınandı, kaç kere şaşırdınız, kaç kere
SiddharthaHermann Hesse · Can Yayınları · 202447,1bin okunma
5/10
·144 syf.··
2021 30. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 22 Nisan 2021 18:54
sürgün gezegeni “Zor olan, ait olmadığın bir dünyada yaşamını sürdürmek.” Ursula Le Guin’in erken dönem eserlerinden biri olan Sürgün Gezegeni, aynı zamanda Hainish Cycle serisinin bir parçasıdır. Serinin her kitabı kendi içinde bütünlüğü olan ayrı ayrı okunabilecek kitaplar. Genel anlamda alışılageldik temaları, entelektüelliğine kaynaklık eden psiko-antropolojik bakış açısıyla kitap hikayeselleştirilmiştir. Galaksinin farklı bir yıldız sisteminde hayatın sürdüğü Sürgün Gezegeni’nde, yerli halk Tevarlılar ve yıldızlararası bir yolculukla oraya gelmiş Alterralılar arasında düşmanlık uzun zamandır sürmektedir. Uzun kış yaklaşırken, Kuzey’den gelen Gaallar her iki halkın da sonunu getirecek kadar büyük bir ordu toplamış, güney topraklarını işgale hazırlanmaktadır. Tevarlılar ve Alterralılar tam ittifak sağlayacakken hiç beklenmeyen ve uygun görülmeyen bir aşk doğuyor ve bu iki toplum arasında henüz kurulmamış olan birlikteliği yok ediyor. Ama güçlü olan düşmana karşı birilik olmaları da gerekmekte. Tevarlılar ve Alterralılar, ortak düşmana karşı birleşerek mücadele edebilecek midir? Yoksa eski düşmanlıklar, her iki halkın da sonunu mu getirecektir? Akıcı ve konusu güzel bir kitap ama zaman ve mekan atlayışlarının çok keskin olması ayrıca mutlu sonla bitmesine rağmen beklediğim mutluluğun tam olarak işlenmemsi bende biraz kitabı yarım bıraktı. Bunların dışında okurken keyif alabileceğinizi düşündüğüm bizleri bolca düşünmeye iten güzel bir kitap. *hayatta en nefret ettiği şey, kontrolsüz tutkunun inat dolu saçmalığıydı. *adamın haline üzüldü. tutku ve planlamanın nasıl her defasında boşa gittiğini, yaşamlarının arzu ve korku arasında nasıl da heba olduğunu deneyimlememiş bütün gençlerin haline üzülürdü. *git hadi; rüzgar gibi özgür ve her zamanki gibi cahilsin.
Sürgün GezegeniUrsula K. Le Guin · İthaki Yayınları · 20164,755 okunma