pnr

pnr
22 Mayıs
589 okur puanı
Ağustos 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Puan vermedi·280 syf.··
2021 115. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2021 19:34
~ Aile sıcaklığı taşıyan, dostluğu, sevgiyi hissedeceğiniz, tabii biraz da ortalığı karıştıran insanların olduğu Aydos Mahallesine taşınmak ister miydiniz? Hazel, hayatını anneannesine adamış ve o nereye giderse o da peşinden gitmişti. Şimdiki durak ise Aydos Mahallesiydi ama anneannesinin çıkarmış olduğu ufak bir yanlış anlaşılma yüzünden mahalleye taşınmaları ve komşusu olan Yakup ile tanışmaları biraz garip olmuştu. Fakat bu ufak yanlış anlaşılma Hazel'in hayatına bir sürü güzel insanın girmesine neden olduğu gibi ona kocaman bir kalbin de kapılarını açmıştı. Funda Kınal'nın kalemi ile tanışalı cidden çok uzun zaman oluyor. O nedenle Yıldızlı Gece için ayrı bir heyecanım vardı. Daha önce mahallenin tüm sıcaklığını, dostluğunu, sevgisini, heyecanını ve kıpırtısını Dost Kurtaran ile bize sunarken bu sefer de bu heyecanı Yıldızlı Gece ile bize getirmiş. Yakup ile Hazel'in hikayesine konuk oluyoruz bu kez. Bu ikiliyi tanışma anlarından itibaren sevdim. Hazel'in kendi ayakları üstünde duran bir kadın olması, Yakup'un çok eğlenceli ve düşünceli olması ama aynı zamanda geçmişi nedeniyle karakterinin bir derinliğinin olmasını sevdim. Hazel'i her konuda desteklemesi ve onu anlamaya çalışması da çok hoşuma gitti. Kitabın içerisinde şüphesiz en sevdiğim şey Yakup'un dostları ile olan ilişkisiydi. 'Dosttan öte aile gibilerdi aslında.' Kitabın sevmediğim kısımlarına gelirsek eğer bence Yakup ve Hazel'in hikâyesi biraz daha uzun olabilirdi. İkili arasındaki ilişkiyi sevsem de maalesef her şeyin çok hızlı geliştiğini ve yaşandığını düşünüyorum. Aynı zamanda Yıldızlı Gece, Gülşah ve Faik'ten uzakta daha nahif bir hikâyeyi hak ediyordu bence. Belki Yakup'un geçmişini öğrenmek için bir adımdı onlar ama bu ikilinin yersiz çıkışlarını maalesef sevmedim. Eğer siz de mahalle
Yıldızlı GeceFunda Kınalı · Müptela · 202183 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·464 syf.··
2021 81. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2021 02:24
Yazarın ilk kitabı olmasına rağmen bence çok başarılıydı. Sade ve akıcı kaleminin yanında heyecanlı kurgusu sağ olsun kitaba başladığımda elimden bırakamadım ve tek oturuşta kitabı yarıladım resmen! Sirenler, denizciler, krallıklar, sihir ve aynı zamanda teknoloji ile oluşturulan bu dünyayı çok sevdim! Safi, yumuşatılmış bir masalsılık yerine sirenlerin gerçekte olduğu doğalarıyla uyumlu vahşilikte kanlı sahnelerin olmasına ise resmen bayıldım! Sirenleri konu alan bir kitapta okumak istediğim tarzda sahnelerdi kesinlikle! Kitapta kurguya yayılan ve kurgu ilerledikçe gelişen karakter gelişimleri de çok başarılıydı bence. Özellikle Lira'nın karakter gelişimi muazzamdı! Yıllarca bastırmak zorunda kaldığı asıl karakterinin ortaya çıkıp gittikçe güçlenmesi ve bunun kurguya yedirilmesi gerçekten başarılıydı. Okurken her şeyin bir anda değişmemesi ve olması gerektiği gibi zamanla gelişmesi benim için önemli bir detay. Elian ve tayfasının birbirleriyle olan iletişimlerini okurken yüzümde kocaman gülümsemeler oluştu sık sık. Böyle eğlenceli arkadaşlıkları okumaktan gerçekten çok keyif alıyorum! Fantastikte artık alıştığım bir kurgu düzeninde ilerliyor olmasına ve bu yüzden sonunda neler olacağını büyük oranda biliyor olmama rağmen okurken hiç sıkılmadım. Bu zamana kadar 74748 tane fantastik kitap okumuş ben bile sıkılmadıysam siz hiç sıkılmazsınız bence. Hele fantastik okumaya yeni başlayanlardansanız çok seversiniz gibi geliyor. O Fantastik seven, siren kurgusu okumak isteyen, kanlı sahnelere hazırlıklı herkese önerimdir!
Krallığı ÖldürmekAlexandra Christo · Martı Yayınları · 20201,292 okunma
9/10
·680 syf.··
2021 68. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 15 Temmuz 2021 12:56
"Belki de bazı rüyalar hiç gerçeğe dönüşmemelidir. Gerçeğe dönüştüğünde rüya olmasını dilememek için." Bir yazar olan Rüya Alaca, arkadaşlarıyla birlikte rastgele seçtikleri birine mail atarlar. Maile beklenmedik bir yanıt geldiğindeyse Rüya, kendini Çağrı Akarslan'ın karşısında buluverir. Bir yanlış anlaşılma sonucu bir araya gelen iki kişinin kaderi, Çağrı'nın otizmli kardeşi Erdem'in Rüya'ya olan hayranlığıyla bağlanmaya başlar. Bir Rüyanın Peşinden, baskısına hayran kaldığım bir kitap oldu. Özellikle ayracı kesinlikle çok orijinal, müthişti. Kitap için başlıca söyleyeceğim ilk şey, çok hızlı okunduğu yönünde olacak. Yazarın dolambaçsız, yalın ama tadında betimlemeli bir dili olmasıyla 680 sayfalık tuğla gibi kitap iki oturuşta bitti. Kitap boyunca en sevdiğim kişi kesinlikle Erdem'di. Otizmli bir karakter olarak işlenen Erdem'in konuşmaları, zekası çok güzel bir şekilde yansıtılmıştı ki psikolojisine de hakim olabiliyorduk konuşmaları sayesinde. Rüya ya da Çağrı'nın favorim olduğunu söyleyemeyeceğim ne yazık ki. Zira ikisinin de tutarsızlıkları beni deli etmeye yetti kitap boyunca.. Olaylar tahmin edilebilir bir şekilde ilerlese de okuması çok keyifliydi. İlk kitapta kalan sırlar ise ikincisine olan merakımı arttırdı. Siz de keyifle, hızlı okuyabileceğiniz bir kitap arıyorsanız Bir Rüyanın Peşinden'e bakmanızı öneririm.
Bir Rüyanın Peşindenİmran Tohumcu · Epsilon Yayınevi · 2020113 okunma
10/10
·512 syf.··
2021 67. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2021 13:21
Zühre, on sekiz yaşında, annesiyle birlikte yaşayan bir kızdır. On iki yaşından beri nedenini bilmediği bir şekilde gitmediği Antalya'da akrabaları ve çocukluk arkadaşı, ilk aşkı, olan Giray vardır. Üniversite sınavına girdiği yaz, Antalya'ya gider, fakat Giray'ı eskisi gibi bulamaz ve olaylar gelişmeye başlar. Konusunu okuyarak büyük ihtimal aşk kitabı olduğunu sanabilirsiniz ama durum hiç de öyle değil. İlk kısımları arkadaşlık, aşk, romantiklik, aile kavramları üzerinden gelişse de ilerledikçe bilim kurgu kısımları da araya serpiştirilmeye başlanıyor ve kitabın ana hatları da oluşmaya başlıyor. O En başından beri aslında bilim kurgu olduğunu belli eden birtakım şeyler kitapta olsa da asıl konu gelmeden anlaşılamıyor, bu yüzden de o gizem havası aslında kitapta hükmünü sürdürüyor. Diğer bir gizem de Giray tabii ki. Başından beri o soğuk hallerine asla inanmadım, tanımamama rağmen içinden bambaşka birinin çıkacağına dair inancım tamdı ve çıktı da. Aralarındaki ilişki çok naif ve güzeldi. İçindeki çiçek detayları ve haklarında verilen bilgiler de çok dikkatimi çekti. Yazarın dili çok akıcı ve bir o kadar da güzeldi. Gerçekten çok keyif alarak okudum kitabı. Kitaplarda beni çeken özellik tek bir konudan gidilmemesi kesinlikle. Portakal Çiçeği'nde konular o kadar güzel harmanlanmıştı ki beğenmemem imkansızdı. O Bazı kitapların içine girip ben de yaşamak istiyorum ve Portakal Çiçeği'nde de bu hayalim bir kez daha depreşti. Çünkü arkadaşlıklar, aile, mizah konuları o kadar güzel bir şekilde harmanlanmıştı ki, sanki o gecenin ayazını ben de hissettim ve ben de onlarla gezdim o Antalya sokaklarında... Kitabın bir ruhu vardı ve kendine has havasıyla da beni içine çekti. Neredeyse her yerinde suratımda oluşan gülümsemeyle okudum kitabı. İlk kitap bu kadar dolu doluyken
Portakal ÇiçeğiBeyza Erdem · Epsilon Yayınevi · 2020160 okunma
8/10
·384 syf.··
2021 64. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2021 18:55
"Birinden nefret etmek ve ona aşık olmak rahatsızlık verecek kadar birbirine benzer duygulardı. Aşk da nefret de aynı oyunun aynadan yansımaları gibiydi ve kazanmak zorundaydınız." Nefret Oyunu, sevdiğim birçok hesabın tavsiyesi ve benim de romantik komedi türünde bir kitap okumak istemem sebebiyle alıp okuduğum bir kitaptı. İyi ki okumuşum çünkü gerçekten bayıldım! Lucy ve Joshua, birleşen iki yayınevinin iki yönetici yardımcısı. Birbirlerinden nefret ediyorlar, 'oyun' oynuyorlar ve bunun yanı sıra ikisi de işlerinde gayet başarılılar. Bir terfi meselesi gündeme gelince ise ikisi tam anlamıyla bir rakip hâline geliyor. Yoksa aşık mı demeliyim? Joshua Templeman'e kelimenin tam anlamıyla bayıldım! Kitap boyunca Lucy'nin bakış açısıyla okuduğumuz için Joshua'nın iç yüzünün farkına varamıyoruz ancak o yine de kendisini belli ediyor. Kitabın kapağını kapattığınızda kesinlikle bir Joshua Templeman'e ihtiyacınız olduğunu fark ediyorsunuz. Lucy karakteri fazlasıyla iyimser, uzun süre yalnız kalmış ve bu kendisini fazlasıyla etkilemiş ama kesinlikle eğlenceli biri. Kendisinin komik düşünceleri veya Joshua'ya karşı dikbaşlılığı olmasa vıcık vıcık bir aşk hikayesi okuyabilirdik ama Lucy kitabı tamamen eğlenceli bir hâle getiriyor. Kendisini çok sevdim ancak 'yani burada bu mu denir şimdi dediğim zamanlar da oldu. Hatta bazen lafı sürekli Joshua'nın bedenine getirmesi Josh kadar benim de canımı sıktı ancak kızımız eğlenceli olunca her şeyi tatlıya bağlayabiliyor Yazarın kalemi gayet akıcı ve güzel. Kitabı bir günde bitirdim çünkü elime alınca bırakasım dahi gelmedi. Eğlenceli, romantik ve bir çırpıda bitecek bir kitap arıyorsanız, Nefret Oyunu'nu listenizin başına almalısınız. Dikkat! Kitabı bitirdiğinizde bir Joshua'ya sahip olmadığınızı fark ettiğiniz için kısa süreli bir
Nefret OyunuSally Thorne · Yabancı Yayınevi · 20182,704 okunma