1000Kitap Logosu

Ev İşleri

Sonra diğer kadınları düşündüm;gerçek kadınları, çoğunluğu, bir hizmetçi parçası bile almadan hizmetçilere layık işlere sabır gösteren, ev işleri yüzünden anneliğin soylu görevlerini ihmal eden kadınları; dünya üzerindeki bu en önemli kuvveti ve onun kör, zincire vurulmuş, eğitimsiz, sıkıcı işlere mahkum edilmiş oluşunu. Yaptıkları şeylere karşılık aslında neler yapabileceklerini düşündüm ve kalbim öfkeye hiç benzemeyen bir şeyle dolup taştı.
1
Okuduk, diploma aldık. “Çok şükür, Rabbim (c.c) hayırda kullanmayı nasip etsin” diye dua ederiz. Çalışmak nasip olmuşsa çalışır kazanırız. Buraya kadar her şey normal ve çok iyi. Sadece sıkıntı, diplomaya sahip oluşumuzun bize yüklediği kibir ve değişen bakış açımız. Ev işlerini küçümseyen, el işi yapmak bir yana, neredeyse eline iğne-iplik ve tığ almayan bir gençlik yetiştirdik ve bu devam ediyor. Oysa ev işi yapmak sevap, el işi yapmak ise, sabır, zevk ve estetik aşısıdır ve bir şeyler üretebilme, emek vermeyi öğrenme gibi sonuçları getirir. Emek vermeyi bilmeyen kıymet bilmez, ince işlere kafa yormayan, sabırdan nasibini alamaz. Sonuç olarak, ev işleri ve el işleri insan hayatı için çok önemli ve kızlarımızı buna göre eğitmeliyiz. Saliha Erdim Saliha Erdim
15
“ Soyları kocalarının adında eriyen/ göçmen kadınlar gibi hüzünlü ve sesim titreyerek/ Sahi neden tek başına yürürken biz/ hafifçe çatıp kaşlarımızı/ yere bakarız ki…” demiş Zerrin Taşpınar. Ne kadar da haklı. Ülkemizde toplumun kadına biçtiği bin yıllık giysisidir; ev işleri, çocuklar, eş, bastırılmış sevgiler duygular… İnsanın Acısını İnsan Alır
Bir Ardıç Kuşuyum Ben
Okuyacaklarıma Ekle
1
'Bütün ev işleri, çocuk bakımı, kız çocuklar ve kadınlar tarafından yapıldığı, tarımdaki emeğin önemli bir bölümünü onlar sağladığı hâlde, bu çabaların karşılığında kendilerine ne bir ödeme yapılmakta ne de katkıları dikkate alınmaktadır.' UNICEF
3
orta sınıf iki yüzlülüğünü çok iyi anlatmış bir romandır. yazık oldu ivan ilyiç'e lakin ne çevresi ne de ailesi ciğeri beş para etmez bir sürüdür. ev hayali gerçekleşemeden gitti aramızdan. sürekli gözünü bir üst sınıfa sıçramaya bunun için kah zengin eş kah yamanacak bir amir arayışı içinde olan; ekonomik durumunu sadece kendisinden iyi durumdakilerle karşılaştırarak birikimlerini gizleyen, bireysellikte tavan yapmış orta sınıfın içinde genetik bir mutasyon sonucu ortaya çıkmış ivan ilyiç'in trajedisi. zamanında okumuş çok etkilenmiştim ancak yaş ilerledikçe bu kitabı daha bir anlayacak malzeme devşiriyor insan hayattan. nereye gidersen git bu orta sınıf aynıdır arkadaş. bir de derler ki "öyle sosyoekonomik ilişkiler doğrudan belirler mi her şeyi?" -e peki nasıl oluyor da bu orta sınıf her daim birbirinin aynısı davranıyor birbirlerini tanımadan? işleri güçleri şikayet etmektir bir de. biraz safsanız bir de mal gibi bunları avutmaya çalışırsınız ki bunlar içten pazarlıklı ve sinsidir lakin yaşamda kalma güdüsü kılığındaki zenginlik arzuları iliklerine sinmiştir bunların. kafası çalışan diğerkam diğer üyeleri bu sınıfın bunca yıl kırılganlık yanılsamasında kalmış gerçekliklerini ilerleyen yaşlarında bencillik kabuklarını bazen de olsa kırıp kendilerini sosyal duyarlılık projelerine verirler. diğer insanlarla buluşabilmek için türlü türlü etkinlikler vs. çöken bir projenin eski mimarlarıdır bunlar.
İvan İlyiç'in Ölümü
8.3/10
· 23,2bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle