Devlet veya toplum uygarlıkla eşit demek değil, şüphesiz, ama, devletsiz ve toplumsuz uygarlık da kâğıt üstünde kalmaya, tatlı bir esinti gibi gelip geçmeye mahkûmdur.
İslâmda, mistisizm, tarikatlar şeriata karşı değil; onun yanında, hatta, asıl anlamında, onun içindedirler. Ondan doğarlar ve ona doğru giderler, onun açılımı ve yorumudurlar. İnsanı ondan alırlar, ona hazırlarlar ve yine ona teslim ederler.
Hakikat bir fecir gibi ancak samimiliğe ağar. Samimilik özünü kaybetmeyen medeniyet de, zamanın dostu, hakikatın mahrem-i esrarı, ebedîliğin sevgilisi olarak kayrılacaktır.