anlatsam inanmazlar oğul, masal derler; masala inanmazlar, masalı yalnızca dinlerler, sanki hakikati bilirmiş gibi,
sanki hakikatin sırrına ermiş gibi,
masala inanmayan gerçeğe inanır mı?
ey deliyar! kutlu uçurum! her nevruz gelinlik kızlarla birlik gelip başını bekledim. dilsizdim, muradımı vermedin. şimdi dilim çözüldü, sözüm var benim; bir seferlik olsun ses ver bana.
“yadigâr! yadigâr! yadigâr!”
sevinçle kendi sesini dinler uçurumun başında. az sonra uçurumun derinliklerinden, ta yüreğinden yankısı gelir:
“âzer! âzer! âzer!”
defalarca yineler bunu. ciğerinde soluğu tükenene dek uçurumun ağzından sevdiğinin adını dinler. düşleri gerçek olmuştur işte. artık onun da bir uçurumu vardır.