• 152 syf.
    ·7/10
    Sema Kaygusuz'un okuduğum ilk eseri Barbarın Kahkahası. Bir motelde geçen olaylar anlatılıyor kitap boyunca.  Pek de önemli değilmiş gibi gözüken bir hikaye üzerinden birçok konuya değinip oldukça eleştirel bir roman ortaya çıkarmış yazar. Bütün kötülüklere göz yumup, hiçbir şeye sesimizi çıkarmayıp sadece kendi keyfimiz bozulduğunda nasıl haykırdığımızı anlatıyor kitap. Çok fazla karakter var kitapta, hiç de yabancı olmayan karakterler içimizden, günümüz toplumundan kişiler, aslında bizler... Tam bir karaktere aşina olmaya başlıyoruz bir diğerine geçip onun hikayesini, onun fikirlerini dinliyoruz biraz da. Bu bana hikaye okuyormuşum hissini uyandırdı kitabın başlarında. Hikaye okumayı pek de sevmeyen biri olarak biraz rahatsız etti bu durum beni. Romana tamamen dahil olduktan karakterleri tamamem benimsedikten sonra ise sevdim kitabı. Yazarın üslubunu, kurguladığı hikayeyi ve karakterleri, didaktik olmak için çaba göstermeyip birçok mesaj vermesini, geçmişten günümüze sorun olmaya devam eden cinsiyet eşitsizliği, sınıf ayrımı gibi konulara değinmesini...

    Birkaç eleştirim de yok değil kitapla ilgili. Hikayeden ara ara kopmama neden olan bazı durumlar vardı kitapta. Gerçekçiliğini yitirdi karakterler zaman zaman. Evet üslubu çok güzel ve doyurucu ama 'Bu karakter bu cümleyi kurmaz ki şimdi' demekten de alamadım kendimi. Bu da fazlaca içimizden olan bu karakterlerden ve hikayeden biraz uzaklaşmama neden oldu.

    Okunması çok kolay bir kitap değil. Akıcı gibi gözüken ama cümlelerin içinde kaybolmanın da çok kolay olduğu bir kitap. Okunmaya değer, ben sevdim. Okuyacak olanlara keyifli okumalar.
  • 384 syf.
    ·4 günde·Beğendi·10/10
    ''Acılar insanı güçlendirir.''

    Evet kitabın bu alıntıya göre gittiğini söyleyebilirim. Hayatımda okumuş olduğum en iyi kitap olarak ilan ediyorum. Bende etkisi çok büyük oldu ve unutamayacaklarım listesine girdi. Kitabımız gerçek bir öyküden esinlenmiş.İsimler ve mekan değiştirilmiş ama kurgu tamamen gerçek. Psikiyatriye göre: ''Biz yaşıyoruz, bilinç dışımız hafızaya kaydediyor ve kaderimizi yazıyor. Tanrı kaderimizi kendi yazmıyor, bize yazdırıyor.'' diyor yazar yani; Biz bir şeyler anlayana kadar hayatın bize acımasızca vuracağını vurguluyor. Kenan'ın hikayesi böyle başlıyor. Narsist, bencil, doyumsuz, güçlü, mevki sahibi, bir ortama girdiğinde dikkatleri üstüne çeken bir kazanova. Kenan böyle bir adamdı. Kadınları sever, onlara tapardı. Avına şefkatle yaklaşır hevesi geçince bırakırdı. Peki avcı avına av olduysa? Yıkılmayacak zannettiği taht bir anda yıkıldıysa? Kendi yarattığı gerçekliğin içinde kaybolduysa? Kitap boyunca Kenan'a saydırıyoruz lakin sonlara doğru hayatına değindikçe acımaya başlıyoruz. Kenan için ağladım siz düşünün. Bu sırada Kenan'ın hayatındaki kadınların da ruhsal durumunu, Davranışını ve sebeplerini okuyoruz. Bir erkeğin sevgisine neden bu kadar aç olduklarını geçmişlerine dayanarak inceliyor yazar. Ayrıca aile yaşantısının ve anne baba ilişkisinin çocuklar üzerindeki etkisine de değiniyoruz. Doktor aynı zamanda kendi ruhsal dünyasını, Ve çaresizliğini hem sosyal anlamda hem de, Mesleksel olarak bizlerle dertleşir gibi yazmış. Gülseren Hanım'ın kalemi çok kuvvetli, duygu aktarması çok çok başarılı. Hele ki bir cümlesi var; ''Sürtük FİLOZOF olabilir, acemi ise ÜSTAT !'' beni benden aldı. Gülseren Budayıcıoğlu'nun bu kitabındaki sonsöz... Ne kadar harika bir kadınsın sen. Kesinlikle okumadıysanız okuyun. Asla pişman olmayacaksınız.
  • İki yüz yıldır, evet iki yüz yıldır, kendini 'öteki' olarak tanımlamaya başlaması ile doğrulanıyor.
    Demek ki, Batı bizi 'öteki' olarak zihnen temellük ederken, biz daha ileri gidiyor ve kendimizi 'öteki' olarak temellük etmeye başlıyoruz! Batı bizi nasıl anlıyorsa, biz de kendimizi onların (Batılıların) bizi anladığı gibi, işte tastamam öyle anlamaya çalışıyoruz.

    Ve elbette bilincin ayniyetinden söz edemiyoruz artık...
  • Şöyle cevapladım. “ Evet, Dr. Freud, sizin bıraktığınız yerden başlıyoruz. Siz ofisinizin yapay ortamında buluştunuz. Ben onlarla sokaklarda ve evlerinde, onların doğal çevrelerinde buluşuyorum. Siz onların rüyalarını analiz ettiniz. Ben onlara yeniden rüya görme cesareti veriyorum.

    J.L.MORENO
    Psikodrama 🎭
  • Terapist- Fiziki şiddet uyguladığınızda, ne hissediyoruz?
    A- Yanmaya başlarsın.
    B- Kaynatırsın..
    Terapist- Çok güzel, ateş.
    C- Bir anda bir şey oluyor.
    Terapist- Kesinlikle. Şimdi, hiddeti tanımamıza yardımcı olacak bazı işaretler var elimizde. Hiddeti tanımaya başlıyoruz, ama onu nasıl kontrol edeceğimizi henüz bilmiyoruz, pekala yapacağımız şey şiddet içeren bir durumdan kaçınmak mı?
    İyileşmiş hasta- Zaman bitti.
    A- Zaman ne?
    İyileşmiş hasta- Zaman bitti. Evi terk edin.
    Terapist- Kesinlikle. Nedir bu? Julian biliyor. Tam orada duruyoruz. Gidiyoruz.
    İyileşmiş hasta- Dışarı çıkıyoruz. Bir kere dışarı çıkınca dikkati dağıtacak bir şey arıyoruz. Başka bir şey düşünüyoruz.
    B- Evet bira ve çerez.
    Terapist- Hayır, hayır destek almak yok. Tek başınıza başarmalısınız. Bir süre düşünmenizi istiyorum. Huzur bulduğunız, keyfini çıkardığınız.
    📽 Gözlerimi De Al
  • Yeni yıl diyoruz. Bu akşam salı, sabahı çarşamba. Geçen haftakinden bir farkı yok. Gelecek haftadan da olmayacak. Neyin başlangıcı, ya da neye yeniden başlıyoruz. Borçlarımız mı sıfırlanır yoksa Ömrümüz mü başa dönüyor. Abi hiç birşeyin başladığı yok Her şey olduğu yerden devam ediyor.

    Tutulan kayıtlara göre bir yıl daha yaşlanıyoruz. Neyin kaydını tuttuğumuz da ayrıca tartışılır. Bence herkesin ömrü bir yıl. Doğunca başlar ölünce biter. Arası bizim zaman diye adlandırdığımız ve varoluşu ölçmeye çalışmamızdan ibaret dünyaya ait ve asla bizim olmayacak şeyler.

    Kazanan kim peki diye takılıyor insanın aklına. (elbetteki hediyeleşmek hal hatır sormak aramak aranmak güzel. Dinimizde peygamberimizin tavsiyesi ve sünnetidir). Kazanan tabii ki küresel sermaye. Aza sormuşlar nereye gidiyorsun diye çoğun yanına demiş. Evet bu yıl başında bilmiyorum ne kadar az çoğa karışacak. Halbuki tavsiye edilen çoktan kopup aza katılmaktır. Ayrıca belli güne değil devamlı olması makbuldür.

    Bizde çoğa katılacağız mecburen "YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN"
    Uğur UKUT
  • Daha önce burada kara kutu ve saklı seçilmişler kitaplarıyla ilgili alıntılar yapmıştım. Kitapları için komplo teorisi benzetmesi yaptığım için linç yemiştim. Şimdi izninizle Kara Kutu kitabından alıntılar, farmakolojik ve toksikolojik olarak yapılan araştırmalar doğrultusunda gideceğim. Çok fazla mesaj aldım bu konuyla ilgili. Alanım olduğu için bilimsel verileri sunmakta yarar var.

    Saklı Seçilmişler’e gelince gıda konusunu sadece iki dönem ders olarak aldım. Gıdalardaki antibiyotik ve ikas (ilaç kalıntı arınma süresi) dışında bilgimi aşar yazamam.

    Evet başlıyoruz 😊 iyi okumalar meraklısı için.

    Saklı Seçilmişler - Kara Kutu

    Soner Yalçın