Münafıklıktan daha berbat bir durum ne olabilir ki? Başından sonuna bir yabancılaşma hali. Bugün içsel bir acı içindedir, yarın dışsal bir umutsuzluk ateşine düşecektir.
Gazâlî toplumsal gerçeklikten varoluşsal gerçekliğe geçmek için zikri tavsiye eder. Zikir, Allah'ın 99 adının veya sıfatının Zikir, ihlasla ve tam konsantrasyonla gerçekleşmelidir.
Zikir öncelikle psikolojik ve fiziksel olarak hazır ol-mayı gerektirir. Sonra, Allah'ın esmasından biri veya sadece "Allah" lafzı seçilir; tüm yaratılmışları temsilen artık okumaya başlanabilir. Zikreden kalbe konsantre olmalı ve kesintisiz olarak tekrarlarını yapmalıdır. Bir süre sonra dudaklar kurur ve zikreden kimsenin sesi çıkmaz olur, ama defalarca tekrarlanan zikir artık kalbe iner. İşte bu anda ilhamın ve aydınlanmanın kapısı açılır. Kişi artık Yaratıcının merhametini kazanmaya hazırdır. Hakikatin ışığı, yaratıcılığın ışığı, ilhamın parıltısı ve hikmetin mücevheri; yeni tecrübeler işte o zaman gerçekleşir.
Sultana ait büyük bir ziyafet salonunda herkes sultanın gelmesini bekleyerek belli bir sıraya göre oturmuşken, kılıksız bir adam salona girdi ve herkesin önünde bir yere oturdu. Adamın kabalığı başveziri kızdırdı ve kendisinden kim olduğunu, vezir olup olmadığını açıklamasını istedi. Yabancı, vezirden daha üst bir makamda olduğunu söyledi. Şaşkına dönen başvezir, kendisinin bir başvezir olup olmadığını sordu. Ziyaretçi, başvezirden de üst bir sırada yer aldığını iddia etti. O halde kendisinin sultan mı olduğu sorulduğunda, adam onun da üstünde olduğu cevabını verdi. "O halde, peygamber olmalısınız!" dedi başvezir. Adam, bir peygamberin de üstünde olduğunu öne sürdü. Başvezir hiddetle bağırdı: siz Tanrı mısınız?" Adam soğukkanlılıkla cevap verdi: "Ben O'nun da üstündeyim." Başvezir, hakir gören bir tavırla, "Tanrı'nın üstünde ne olabilir ki?" dedi. Adam cevapladı: "Elbette ki hiçbir şey. Şimdi benim "O zaman kimliğimi biliyorsunuz. Hiçbir şey, benim."