Anılar yok bu yüzde.
Yalnızca kaçak bir gölge, bulutlarınki gibi. Gölge nemli ve tatlı, kumu gibi
el değmemiş bir mağaranın, günbatımında. Anılar yok. Yalnızca bir fısıltı -
anıya dönüşen denizin sesi.
Kimi zaman onu görüyorum, önümde yaşıyor kesin, değişmez, bir anı gibi. Onu asla kavrayamadım: Gerçekliği her defasında kaçıyor benden ve uzağa götürüyor beni.
Ama rüzgârlı gece, berrak gece, belleğin belli belirsiz anımsadığı, uzaktır, bir anıdır. Şaşkın bir sakinlik sürüyor, o da yapraklardan ve hiçlikten oluşmuş. Bir şey kalmıyor anıların ötesindeki o zamandan, belli belirsiz bir anımsama dışında.
Kimi zaman geri dönüyor güne yaz gününün kıpırtısız ışığına, o uzak şaşkınlık.