Gerçek şu ki hadis ilminde var olan ve sahihi uydurma ve zayıftan ayıran cerh ve tadil sistemi tarih alanında işletilmemiştir. Bu nedenle tarihî rivayetler aslı itibariyle şüpheye, çarpıtmaya, ideolojik okumaya ve siyasî entrikalara alet edilmeye ziyadesiyle yatkındır. Şiiler hadis kitaplarında aradıkları delilleri bulamadıkları için ağırlıklı olarak akîdedelerini tarih kitaplarından derledikleri ya da mana ve bağlamını çarpıttıkları rivayetlerle savunurlar.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şii kaynaklarda -ve hemen hemen tüm kaynaklarında- Ehl-i sünnet Müslümanları kâfir olarak gördüklerine ilişkin yüzlerce değil binlerce rivayet yer almaktadır. Şiiler sahâbeyi ve Ehl-i sünnet'i Müslüman olarak görüyor mu şeklindeki sorulara da elbette görüyor yanıtı vermektedirler. Oysa onlar bununla Hucûrat sûresindeki şu âyeti kastederler.
Bedeviler, 'İman ettik' dediler. De ki: 'Siz iman etmediniz; ancak İslâm (müslüman veya teslim) olduk deyin. İman henüz kalplerinize girmiş değildir.
Şiiler Kerbelâ hadisesini dünü, günü ve geleceği şekillendiren bir tarihsel travmaya çevirmekte, sürekli diri tuttukları tarihsel hafıza ile kitleleri motive edip kinini dinleştiren nesiller yetiştirmektedirler.