Dini inancın her zaman, her yerde bulunmasının deni, varoluşa dair kaygıların her zaman, her yerde bulunmasıdır. Tanrılar tarafından yaratılmış olmaktan ziyade, rahatımız için tanrıları yaratmış olduğumuz
son derece açıktır; üstelik, filozofların yazının icadından beri dikkat çektiği üzere, onları kendi sûretimizde yaratmış bulunuyoruz.
Sokrates öncesi dönemdeki düşünürlerden Xenophanes, bundan 2500 yıl önce şöyle yazmıştır: "Eğer Aslan düşünebiliyor olsaydı, Tanrılar yeleli olurdu ve kükrerlerdi".
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İman kapasitesinin en güçlü olduğu dönem, çocukluk yıllarıdır; dinlerin, o hassas yılları egemenlikleri altına almak amacıyla diğer her şeyden çabuk davranmak için çaba göstermelerinin nedeni de budur. Bundan dolayı, erken kök salmış inancın yükünü hiç taşımadım ve inancı da, tıpkı insanlığın erken dönemlerine ait diğer birçok akıldışı inanışla korku gibi, bir yük olarak gördüm.
Din alegorilerle, efsanelerle ifade edilmiş, böylelikle de insanlık tarafından tamamen anlaşılması, sindirilmesi sağlanmış hakikattir. Ama dar görüşlü din hocaları alegorilerle metaforları kişisel hataları neticesinde tarihsel gerçeklerle karıştırdıklarında; ya da bu yönde eğitim vermek için kasıtlı bir seçim yaparak, İncil'e özgü otorite anlayışını mantığın her türlüsünün yerine koyduklarında, bazı öğrencilerini konudan soğutma riskiyle de karşı karşıya kalırlar; işte ben de, erken yaşlarda konudan soğumuş olanlardan biriydim.