• İncelememe bu kısma yer vermeden başlamak istemedim. BU KISMI ÖZELLİKLE OKUYUN ŞİDDETLE TAVSİYE EDİYORUM!
    ~~~
    "Türkeli Zeybeklerine
    Bu kitabı düşünerek, sizin için yazdım. Belâ gecelerinde,yaşım sızarak, yüreğim sızlayarak yazdım.
    Ey Türk! Bu satırlarda mâzînin destanlarını, hâlinin hicran-
    larını söylemek ve inlemek istedim. Bir keman gibi...
    Bu kemanı ana vatanın sînesinden yonttum. Tellerini kalbi-nin damarlarından çıkardım. İstedim ki bu sazın âhengini yalnız sen duyasın. Bu acıklı iniltiler yalnız sana dokunsun.
    Cihânın târihi, vatanı uğrunda senin kadar uğraşan, kanını döken bir millet daha gösteremez. Senin kadar kimse kendi
    vatanına sâhip olmağa hak kazanmamıştır. Bu vatan ya senin-
    d okir, ya kimsenin!...
    Dünyânın her tarafındaki taşsız mezarların, azametinin mâ-likâneleridir.
    Göğsünde tutuşan gönül, gönül değil, cebhâne oldu. Bu uğurda parçalandıkça kînin ve feyzin çoğaldı.
    Ey Zeybek! Bu kitabın yapraklarını hançerinle yırt! Ve han-çeri onun kalbinin üzerinde bırak! Bundan sonra silâhının siperi bir kitap olsun..."
    ~~~

    Türkeli Zeybeklerine” başlığıyla yazdığı sunuşta belirttiği gibi, “Bu vatan ya senindir, ya kimsenin!” diyerek okura seslenen, onu vatana, örf, adet ve dinine sahip çıkmaya çağıran 16 hikayeden oluşuyor.

    Biraz Dede Korkut hikayelerini anımsatan hikayeleri var ve bazılarında 1920'li dönemleri anlattığı görülüyor.

    Milli Edebiyat ruhuyla kaleme alınmış olup , Serveti Fünun dönemi dili de yer yer kullanılmıştır. Dilde sadeleşme dönemi eserlerinden olduğu bellidir.

    16 hikayeden en çok beğendiğim "Bayram" oldu. Gerçekten iç çektiğim bir bölümdü. Aşırı duygulandım... Hasret kaldığımız o bayramları anlattığı için sanırım.

    Tarih severlere kesinlikle tavsiye edebileceğim harika bir kitap!
    (O girişi okuduysanız beni anlayabilirsiniz.)

    Umarım güzel bir inceleme sunabilmişimdir. Keyifli okumalar dilerim.
  • Bir yanımdan şafak sökerken bir baştan bir başa
    Her gün selam veriyor güneş kurda kuşa.
    Dört mevsim bir yaşarım, yok cihanda böyle eş,
    Akşamsefasından ufuklardan batıyor güneş.
    İşte ben Anadolu’yum, yiğidim çatıktır kaşım,
    Bir babanın öz oğluyum, yedi kardaşım.
    Yedi oğlum var biri Aras’tır, bir ucunda serhat,
    Bir kızım var Dicle’dir, bir oğlum var Fırat,
    İki ikizim var; Seyhan, Ceyhan kıskançlık verirler yâda,
    Her nesneye can verilir, yeşil Çukurova’da.
    Bir oğlum var, uzun boyludur rengi kızıl ya,
    Bir kızım vardır, kaşları hilaldir adı Sakarya.
    İşte benim ben, ben Anadolu’yum.
    Ben Türküm, Kürdüm, Zaza’yım, Laz’ım, Çerkez’im, Dadaş’ım
    Dedik ya bir babanın öz oğluyum, yedi kardaşım
    Ben Karadeniz’de Lazım Hazar denizinde Abaz’ım
    Bir elimde kemençe bir elimde sazım.
    İşte benim ben, ben Anadolu’yum.
    Ağrı Dağında güvercinim. Bitlis’te Ahlât, Van’da Gevaşım
    Ben Bingöl dağların da çobanım, Muş ile kardaşım.
    Hakkâri’de Ahmed-i Hani Fekiye Teyran’a kuşum
    Ben Cizre yollarında Mem-u Zin ile yoldaşım
    Batman da petrol, Diyarbakır ovasında pamuk,
    Melikahmet dükkânın da kumaşım.
    Siirt’te Koçero Mardin’de Süryani Antep’te Şahin,
    Urfa’da Halil-ul Rahman sofrasında aşım.
    Ben Erzincan’da Terzi Baba Elazığ’da Gagoşum.
    Ben Munzur’da alevi, Sivas’ta kızılbaşım.
    İşte benim ben, ben Anadolu’yum
    Ben Hatay’ da Arabım Habib-i Neccar’a yandaşım
    Ben Malatya, Adıyaman, ben Maraş’ım,
    Ben Kayseri, Kırşehir, Kırıkkale, eğilmez başım.
    Ben Yozgat, Tokat, Ankara vatan duvarında taşım.
    Adana, Antalya, İzmir, Bursa’dan hoşum
    Sakarya, İzmit, İstanbul aşkıylan sarhoşum
    Egede efe Trakya’da Roman Marmara’da Mamoşum
    Ben Yurtta sulh Cihanda barışım
    Ben Kuranı Kerim in ışığında çağdaşım
    Ben Anadolu erenleri Mevlana, Yunus, Hacı Bektaşım
    Ey sevgili! Kendine gel, sen bensin ben sizim.
    Çanakkale’de yatan binlerce kefensizim.
    Beni benden ayırmak ne mümkün,
    Aynı bedenim, aynı kemiğim, aynı tırnağım, aynı dişim.
    Ben anayım, ben babayım, ben dayı, yeğenim, ben eşim.
    Ya Rabbi sana arzu-yu niyazım var ayırma beni haktan.
    Ya rab koru beni düşmanlardan dış mihraklardan.
    Otuz beş yıldır ne baharım var ne yazım, mevsimde kışım.
    Ben üzgünüm, ben kırgınım, ben ağlayan gözlerde yaşım.
    Ben GÜRHAN’IM, garip ozanım, bu topraklarda vatandaşım.

    Ozan Hacı Gürhan
  • Ey her yerin garibi
    Vatan ırakta kaldı.
  • Ey vatan!
    Güzel Turan!
    Sana feda biz varız.
  • Sen vatan kahramanı, demokrasi şehidi
    Yine bir tarih yazdın dünya bunun şahidi
    Bir mucize yarattın 15 Temmuz gecesi
    Can verdin vatan için yoktu bunun ötesi

    O nasıl bir yürek ki, binlerce tanka bedel
    Ölüm bile vız geldi, utandı senden ecel
    Seninle gurur duydu Boğaziçi Köprüsü
    Yeniden dile geldi Çanakkale türküsü

    Seninle nöbette bak bu ülkenin tamamı
    İşte böyle kutlanır demokrasi bayramı
    Şimdi daha şanlı bak ay yıldızlı bayrağın
    Ey şehit oğlu şehit önderisin her çağın

    Yıldızları yağdırsak azdır senin üstüne
    Bak adını nakşettik gönlümüzün büstüne
    Şehitler asla ölmez ölümsüz her biriniz
    Bil ki mahşere kadar kalbimizde yeriniz.
  • VATAN YAHUT VATAN

    Bir Temmuz ki ateşi yakmış geceği
    Bir ağıt ki şehit anasından
    İnletiyor alemi, yırtmış geceyi
    Varsın gelsin zalimin tankı
    Mazlumun ahı var üstünde
    Bir de ezilmez ahlakı

    Kalk ey şehit, şehadet vaktin geldi
    Yurdunda kalleş dolu,
    Ceddin, deden bu günü görseydi,
    alnından öper seni, neslim derdi

    Semda nur, duada ezan
    ne düşman kalır ne de şeytan
    sen bir dua et hele
    işte yıkılmayacaktır Vatan o Zaman
    15 TEMMUZ ŞEHİTLERİ
    Çok ,çok erken okundu selan
    Daha tankların önüne geçmeden
    Ve sen öldüğünü bilmeden... Alt yazılı bir gecenin
    Destanıydı ölümün sessizliğine
    Koşan gözlerin
    Kefenim olur belki
    Diyerek giydiğin beyaz gömleğin
    Kandan düğmeleri
    Ne olur susma dedim sustun
    Bana anlatmayacak mısın cenneti ? İhtilal mi darbe mi
    Gündüz hangisi ? Gece hangisi ?
    Dur diyen ellerinde şahadet şerbeti
    İçin yanarken içtiğin su gibi
    Kana kana , doyasıya
    Tadını anlat desem
    Şahadetin tarifi olur mu ki ? Çok ,çok erken okundu selan
    Bin vurup , bir vurulmadan
    Ve sen öldüğünü anlamadan.