-Yorulmuşsun baba, dedim.
-Yoruldum, dedi. Hiç yorulmazdım. Bilmem nasıl oldu?
-Sahi mi baba? dedim. Hiç yorulmaz mıydın?
-Tam yetmiş sekiz yaşındayım. Hiç yorulmamıştım.
-Allah daha ziyade etsin! Olur bazen insan.
-Yok, olmaz, dedi. Ben yorulmazdım.
-Ben hiçbir iş görmedim. Yine yoruldum. Olur böyle şeyler.
-İşsizlik insanı yorar, dedi.
Ben her zamanki gibi kimsesiz pazarımı bitirmiştim. Hayatımdan memnundum. Hayattan da memnundum. Her şey ışıl ışıldı. Her şey mavi, akşama doğru kırmızı, sonra lacivert oldu.
Yaz yeni başlamıştı. O gün ilk sıcaktı. Vapur bekliyorduk. Gelen vapurdan iskeleye öyle insanlar indi ki her gün İstanbul kazan ben kepçe dolaştığım halde onlara rastlamamıştım. Kimlerdir? Ne iş yaparlar? Nasıl yaşarlar? Nerede otururlar? Ne dertleri var? Şu, uzun saçlı bir keman hocasına benzeyen adam kim olabilir?