“ağrıyan aklımdan irinler sızıyor… ve buna kelime diyorsunuz… ah siz…” henüz kitabı okumayı bitirmedim. ancak bu kitabı en iyi tanımlayan cümle bu kesinlikle. liseden çok sevdiğim arkadaşımın yazı tarzına çok benzettim. o da hep böyle çok düşünürdü, sanki düşünce kabızısın derdim kendisine, sürekli düşünürdü sancısını çekerdi, yazmayı severdi ama kendini tutardı. bu kitap bana onu sık sık hatırlattı. Ancak bir kabz hali sardı aşırı yavaş okuyorum, okumakta güçlük çekiyorum. Sonunu merak ediyorum bu sarmaldan nasıl çıkacağız?
Kadeh kaldıralım, insan ırkının şerefine. Her nesilde iyiler de olacaktır, kötüler de. İnsanlar zaman içinde hatalarını tekrarlamaya meyillidir ama hayat, ders öğrenmek için fazla kısadır. Belki de bu yüzden genelde birçok tartışmaya sebep olan arzularını takip ediyorlar. Hayatı değerli kılmak için gerekli olan tek şey güneş ışığı, toprak ve şiirdir.
Afişi ilk gördüğümde kesinlikle gitmeliyim dediğim bir tiyatro oyunu oldu. Biletlerimi ayarlayan hocama da buradan kocaman teşekkürlerimi iletiyorum. Alzheimer olan bir baba ve ona bakan kızının ilişkisini konu almakta. Meslek icabı bu ve benzeri hatta daha kötülerine şahit olsam da dışarıdan Esra olarak bakmak epeyce duygulandırdı, hayatı sorgulattı. Haluk Bilginer neden bir markaymış şahit oldum, izlemesi fazlasıyla keyif vericiydi. Ancak kızı rolünü üstlenen Özlem Zeynep Dinsel hanımefendi adeta yaşadıklarını bize yaşattı. Dekorun aktif olarak değişmesi çok iyiydi. Her bir oyuncu rolünü yaşayarak oynadı. Senaryo ince bir şekilde uyarlanmış ve işlenmişti. Tek perde olması odaklanma açısından güzel oldu. Uzun lafın kısası seyir zevki yüksek bir tiyatro, imkanınız olursa mutlaka ama mutlaka izlemelisiniz.
“Yapraklarım dökülüyor, dallarım kırılıyor sanki. Ben annemi istiyorum.”
“Tek istediğim rahat bırakılmak.”
Başrolde Suna Keskin ve Melek Baykal’ın olduğu uyarlama bir tiyatro. Oyunculuklar gerçekten çok iyi ancak konu biraz kısır kalmış, verilmek istenen mesaj yeterince işlenememiş gibi geldi. “Zaten gideceğimiz yer zifiri karanlık, iki kilowatt elektrikten mi kaçacağız?” ve “Katletmiyoruz, naklediyoruz.” replikleri aklımda kalanlar oldu. Oyuncularımızın emeğine sağlık, umarım daha çok seveceğimiz tiyatro veya çalışmalarda kendilerini görmeye devam ederiz.