Aklından geçenleri anlamak için her an kendisine bakan Albert’i fark ettiğinde, dudaklarında tekdüze bir gülümseme beliriyor ama gözlerindeki parıltının o tatlı alevinden yoksun kalan bu gülümseme sıradan bir sokak lambasının ışığını, yani ısı vermeyen bir aydınlığı andırıyordu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Saat on birde, cenaze kortejine katılacak arabaların avluda bir araya gelmesiyle, Fraubourg-Saint-Honore Caddesi, zenginlerin sevincine olduğu kadar yasına da aynı şekilde meraklı olan ve görkemli bir cenaze törenine de bir düşesin nikahına da aynı aceleyle giden kalabalığın mırıltılarıyla dolmuştu.
O anda yaşlı adamın tüm ruhu kan çanağına dönmüş gözlerinde yoğunlaşmış gibiydi; ardından boyun damarları şişti, yüzünü kaplayan saralılara özgü o mavimtırak renk boynuna ve şakaklarına yayıldı; tüm benliğinin içindeki bu patlamaya sadece çığlığı eşlik etmiyordu.
Suskunluğuyla ürkütücü, sessizliğiyle içler acısı olan bu çığlık adeta tüm gözeneklerinden taşıyordu.